Hasan Ali Toptaş ile bu kitapta tanıştım. Son derece sade, anlaşılır bir dille yazmış, dilini çok beğendim. Betimlemelere oldukça sık yer vermiş, böyle olduğu için de kitabı resmen kendiniz yaşıyorsunuz. Bazı yerlerinde tekrarlar vardı ama; yazarın Ankara Denizli arası yoldaki gidiş gelişleri, gelen misafirlerin her defasında isimlerle birlikte anlatılması, kapı girişindeki ağacın geçişleri zorlaştırması gibi.
Kitap hayatı anlatıyor aslında. Hayatın aslını anlatıyor. Her zaman yanımızda olan ama karşılaşmaktan, başımıza gelmesinden korktuğumuz şeyleri anlatıyor. Anne babamızın yanında olmamamız, uzakta gurbette olmamızın zorluklarını anlatıyor.
Bu kitapta en çok etkileyen söz de "Babalar, alınlarımıza yazılmış yalnızlıklardır." oldu benim için.
Kadirşinasi otlarının mırıltısını, of dememenin ilmini, eldeyken kıymetini bilmenin erdemini, ömürden giden günlerin sabrını okudukça zihnimiz gönlümüz havalanıyor.
Kitabı okuyacaklar şimdiden iyi okumalar..