Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hastalık, fakirlik ve itibarsızlık. Kırk gün geçti üçü de uğramadı. Keyfin yerinde, hasta değilsin, fakirlik yok, sana hep selam veriliyor, saygı duyuluyor ve kırk gün bu hal devam etti. Sen o zaman kork! Çünkü gözden çıkarılana böyle yapılır. Allah göstermesin!
Sana öyle bir yatırım yolu söyleyeyim ki, kıyamete kadar kârın eksilmez, kıyametler kopsa zararı olmaz; ağlayan bir çift göz ve yanan bir kalp al. Her şeyini ver ama bu ikisini al!
Ahlak; hı, lam, kaf; hulk, halk; yaratılışla doğrudan ilgilidir. Yani ahlak, olması gereken, fıtratta mevcut olandır ve bugün Batı dillerinden iltibasla onu etik kelimesiyle tekrarlıyorsak da aslında hiç uygun değildir. Çünkü etik dediğimiz şey göstermelik bir disiplindir. Gözümün içine baka baka beni kazıklama da ne yaparsan yap, demenin adıdır. Halbuki ahlak, doğrudan doğruya öze dairdir; ortada kimse yokken, sizi tenkit etmesi muhtemel bir insan yokken bile sizi çekip çeviren, sizi bağlayan bir hali vardır. Yani kendi başınıza yalnızken bile bir ahlak ve bir edep söz konusudur. Bu, aslında Allah ile münasebetimizin tam karşılığıdır; Halk ile mahlukun münasebetinin adıdır ahlak. Allah ile arayı iyi tutmanın adıdır. Çünkü imanla müşerref birisi kalbinin, bütün duygu ve düşüncelerinin Allah tarafından bilindiğini bilir, mesele odur. Kişi başıboş olmadığını bilir, bu hem muazzam bir güven teşkil eder hem de insanı hizzada tutar.