Kimseden bir şey beklemiyorum artık. Sırtındaki yükü sırtlandıklarımdan bile. Kenara geçip sessiz, sakin ve kendi halimde bir hayat sürme peşindeyim. Nasıl davranacağımı bilmediğim, ne yaparsam yapayım kimseye yaranamadığım an, davranmayı bıraktım. Duruyorum öyle...
Bir Kızılderili atasözü der ki:"Benim hayatımı yargılamadan önce benim ayakkabılarımı giy. Ve benim geçtiğim yollardan sokaklardan geç.Hüznü ,acıyı ve neşeyi tat...Benim geçtiğim senelerden geç.Benim takıldığım taşlara takıl.Yeniden ayağa kalk ve aynı yolu tekrardan git benim gittiğim gibi,ancak o zaman beni yargılayabilirsin!!!
Dünyada bir tek insana inanmıştım. O kadar çok inanmıştım ki, bunda aldanmış olmak, bende artık inanmak kudreti bırakmamıştı. Ona kızgın değildim. Ona kızmama, darılmama, onun aleyhinde düşünmeme imkan olmadığını hissediyordum. Hayatta en güvendiğim insana karşı duyduğum bu kırgınlık, adeta bütün insanlara dağılmıştı; çünkü o benim için bütün insanlığın timsaliydi...
Kaybedilen en kıymetli eşyanın, servetin, her türlü dünya saadetinin acısı zamanla unutuluyor. Yalnız kaçırılan fırsatlar asla akıldan çıkmıyor ve her hatırlayışta insanın içini sızlatıyor.
İnsan tahammül edemeyeceğini zannettiği şeylere pek çabuk alışıyor ve katlanıyor. Ben de yaşayacağım... Ama nasıl yaşayacağım!.. Bundan sonraki hayatım nasıl dayanılmaz bir işkence olacak!.. Ama ben dayanacağım... Şimdiye kadar olduğu gibi...