En tehditkar kötülükler, ortalarda görünmeyenlerdir. Çünkü insanların kalbinde bir maskenin ardında saklı durur. Ne zaman, hangi suretle görüneceği belli olmaz. En acıtanıysa, en yakınlarının kalbine çöreklenmiş ve en zayıf anında karşına çıkandır.
Yüzüm sözcüklere sığmayan bir boşluğun sonsuz karanlığından başka bir şey değildi; varlığım zamanın hoyrat koşturması içinde, gerçekliğin bütün işaretlerini, bütün izlerini bir bir yitirmiş, sevdiklerimin zihninde bana dair kalan son hatıralar, toprağın altında huzursuz bir uykuya dalan cesedimden evvel çürümüştü.
Hayatla ölüm bitişikti artık. Boğuk sesler, hayat belirtisinden ziyade bir veda sancısını andırıyordu. Bazen hayata en yakın olduğumuz yerle ölüme en yakın olduğumuz yer birbirine karışır; en mutlu ve en kederli anların böylesine yakınlığı insanın trajik şaşkınlığı ve güvensizliğidir.
Zaman ikimiz için de tahripkar bir güçtü; benim için durarak, onun içinse hızla akarak bir hüzne dönüşmüştü. Onun yüzündeki çizgilerin aynısı benim ruhumda vardı; hatıralarım yaşlılık lekeleri gibi büyüyor, her yana yayılıyordu.