Her şeye…
Herkese…
Biraz da kendime sitemim var aslında.
Kimseye anlatmadım, anlatamam da. Çünkü güçlü durmayı öğrendim ben. Gülümsemeyi, “iyiyim” demeyi, konuyu değiştirmeyi… İçimde kopan fırtınaları kimse duymasın diye sesimi kısmayı öğrendim.
Yorgunum.
Ama uykusuzluktan değil.
Kırgınım.
Ama bağırmadığım için kimse anlamıyor.
Üzgünüm.
Ama gözlerim dolduğunda hemen başka bir şeye bakıyorum.
Aşk acısı mı?
Yok canım, ne aşkı…
Ben sadece biraz sessizleştim.
Herkes bir şeyleri kolay sanıyor. Unutmak kolay, vazgeçmek kolay, alışmak kolay… Oysa insan en çok “belli etmemeye” yoruluyor. İçin yanarken normal davranmaya, kalbin kırıkken güçlü görünmeye, birine hâlâ değer verirken “hiçbir şey hissetmiyorum” demeye…
Sitemim şu:
Ben kimseyi yarı yolda bırakmadım.
Kimsenin kalbini hafife almadım.
Ama benim kalbim hep “anlaşılır sandım” diye sustu.