Benim anladığım gerçek mutluluğun da bir rastlantı sonucu olmadığını, yaz yağmuru gibi birden bire başımıza düşmediğini söylemeliyim. Gerçek mutluluk, yavaş yavaş, azar azar gelir ve bu bizim hayata bakış açımızla, çevremizle, çevremizdekilere karşı davranışımızla doğrudan doğruya ilgili ve orantılıdır. Mutluluk, birbirini tamamlayan ufak tefek şeylerin birikmesinden doğuyor.
Bir kız çocuğu. Heyecanları, korkuları, düşleri var. Korkuyor, çünkü babası kızar çünkü kızlar korkar. Bir defa sarılması öpmesi için bir ömür bekliyor. Annesi "ölü balık bakışlı" ona göre. Bir adamın soyadına ve himayesine girip kendini, kişiliğini unutan kadınlara verdiği ad. Sonra bu kız büyüyor, olgunlaşıyor. Erkeklerle eşit olmak özgür bir kadın olmak için savaşıyor. Tökezliyor, yalnız kalıyor. Doğru bildiği yoldan şaşmıyor. Kadınlığa dair nokta atışı çözümlemeleri var. Kadınların nasıl kendi olmaktan vazgeçtiklerini gözümüze sokuyor. Kim bu kadın? Adı yok, mühim de değil çünkü kadının adı yok. Çünkü hepimiziz. Sade, akıcı, günlük yazarmış gibi kaleme alınmış. 20'li yaşlarımda okumayı isterdim seni. İyi ki okudum seni kadın..
Kadının Adı YokDuygu Asena · Afa Yayınları · 19878,1bin okunma