Insanın en sahici yanı çocukluğuydu, bu yüzden Grapon Kağıtları'nın arka kapağına yangın yerini süsledim demedi de, " Bu kitapta yer alan sahir ve mekanların gerçekle alakaları tamdır" demeyi uygun gördü. Çocukluğun sahici yanını bir daha bulamadığından belki, kahramanlarını da yanlış ata oynayanlar diye tanıttı. "Kedi, kadınlar, muhabbet kuşları ve gözyaşları..." dedi. "Hepsi sahiden vardır ve bir dönem yaşamışlardır."
Çocukluk hakkını kendinde saklı tutan bir kadın oldu hep. On üç yaşında annesini kaybettiğinde çocukluğu yarım kalmıştı. Annesini her özlediğinde yapacak bir şeye ihtiyaç duyduğundan yazıya sığındı ve sonra da bütün bu karışıklığın üstesinden gelebilmek için şiir yazdı.
"Annemden bana kalan tek miras şiirdir. Onu ne zaman çok özlesem hep bir şiir yazdım" dedi.
"Aramızda kalsın ama 1941 güzünde topraktan hic kadife çiçeği çıkmadı. Kadife çiçeklerinin yetişememesinin sebebinin Pecola'nın öz babasının çocuğuna hamile kalması olduğunu düşünmüştük o zamanlar."
Benim için vurucu cümle bu olmuştu. O kadar sarsıldım ki okurken. Tüm benliğimi sardı Pecola'nın acıklı hikayesi ve bana sadece geriye bakmak kaldı.
Toni Morrison tüm hikayeyi kitabın ilk basında söylüyor ama yine de okumaya devam ediyorsunuz. Bu sırra ortak olmaya davet ediliyorsunuz.
Ikinci Dünya Savaşı arifesinde ABD'nin Ohio eyaletinde yaşayan Pecola beyazlar gibi, hani şu üstün insalar gibi mavi gözleri olsun, onlar gibi "güzel" olsun ister. Neden?
Küçük bir kız çocuğunun sadece siyah ve "cirkin" bir kız çocuğunun hayallerinin, eğitiminin, güveninin, çocukluğunun elinden alınmasının öz babası tarafından hayattan koparılıp sonunda aklını kaybetmesine tanıklık ettiniz bu cümlelerde.
Beyazların üstün, imrenilen ırk olarak görüldüğü, siyahilerin özellikle siyahların çirkin, pis gibi şeylerle aşağılanıp, insan muamelesi görmediği ırkçılık üzerine yazılmış en etkileyici kitaplardan biri. Kesinlikle okumanızı tavsiye ederim.
En Mavi GözToni Morrison · Sel Yayınları · 20182,772 okunma