Tutkusu öğrenmek, öğretmek ve paylaşmak olan bir bilim insanının hikayesi. Değişimin ve gelişimin öncüsü olan Mustafa Inan'ın hikayesi. Kitabı okurken insan neden ölünce değerlenir diye sormadan edemiyorsunuz. Mustafa Inan'ın öldükten 4 yıl sonra hizmet ödülü alması, Oğuz Atay'ın değerinin öldükten sonra anlaşılmasının ironik tesadüflüğü... Sayfa 251'de "Demek insanları gerçek ve doğru biçimde yorumlamak için onların ölmelerini beklemek gerekiyordu" cümlesini okuyunca Oğuz Atay'ın da meseleye bu şekilde baktığını gördüm.
Oğuz Atay'ın hocası ITÜ Inşaat Fakültesi profesörlerinden Mustafa Inan'ın (1911-1967) hayatının romanlaştırarak anlatıldığı bir eserdir. Yoksulluk içinde başlayan ve zorluklarla devam eden, yasam içerisinde ahlaki değerlerini kaybetmeden, kendisini ülkesine adayan ve "bilim adamı" ünvanını hak edişindeki çarpıcı hikaye anlatılmaktadır. Biyografi severler kaçırmasın.
Selçuk Aydemir'in yazdığı ve kendi ağzından anlattığı 90'lı yıllardaki mahalle ve lise anılarını anlatan bir kitap. Kitap çok akıcı ancak beni çok etkilediğini söyleyemem. Kafa dağıtmak için okunacak bir kitap. Leyla ile Mecnun'u okurkende böyle hissetmiştim. Çok benim tarzıma hitap etmiyor. Liseden Arkadaşlar serinin ikinci kitabı. Ilki Mahalleden Arkadaşlar. Sanırım kitabın temini zor oluyor. Ilk kitaba ulaşılamadığına dair çok yorum okudum. Şans vermek, kafa dağıtmak istiyorum diyenler varsa önerebilirim. Umarım siz seversiniz. Keyifli okumalar dilerim.
"Herkes farklıdır ve herkes için doğru bir kırmızı çizgi yoktur. Ama önemli meselelerde bir kırmızı çizgimiz yoksa ilişkiler -ve benlik duygumuz- hızla inişe geçer."