Merve Efe

"Çalışmalarına bakın. Havai hayallerini etrafa saçmak ve tanrı diye insanlara kendi gölgelerini yutturmak dışında insanlığa ne faydaları olmuş? Evet, insanlığın hayhuyuna, şamatasına onlar da katılmış oldular ama insanlara ne gibi somut bir iyilik yaptılar? Bilim adamları kalbin kan dolaşımındaki yerini formüle ederken, onlar, yüreği duyguların evi ilan etmek suretiyle, kelimeyi çarpıtarak kullanmama izin verirseniz, felsefe yaptılar. Bilim adamları şehirlerde büyük tahıl ambarları kurup sulama kanalları yaparken onlar açlığın ve salgın hastalıkların Tanrı'nın gazabı olduğunu ilan ettiler. Bilim adamları yollar ve köprüler inşa ederken onlar kendi suretlerini ve kendi arzularını taşıyan tanrılar inşa ettiler. Bilim adamları Amerika'yı keşfeder, yıldızları ve yıldızların yasalarını keşfetmek için gözlerini uzaya dikerken onlar evrenin merkezinin dünya olduğunu söylediler. Kısacası metafizikçiler insanlık için hiçbir şey, kesinlikle hiçbir şey yapmamışlardır. Bilimin gelişmesiyle birlikte adım adım gerilemişlerdir. Bilimin kesinliğe kavuşan olgu ve bilgileri onların bir konudaki öznel açıklamasını geçersiz kıldığı anda kesinliğe ulaşan son olgu da dahil olmak üzere hemen yeni açıklamalar bulmuşlardır. Ve eminim bu şekilde zamanın sonuna kadae gideceklerdir. Beyler, metafizikçiler büyücü doktorlara benzerler. Kendisi gibi kürk giyen ve balina yağı yiyen tanrılara sahip bir Eskimo ile sizin aranızda, onca araştırmalarla kesinleşen bilgilerle dolu binlerce yıldan başka fark yoktur. Hepsi bu"
Sayfa 11 - İş Bankası Kültür Yayınları, Ernest·Kitabı okudu
Reklam
Sınıf diktatörlüğü demek olan komünizm de totaliterdir. Onda da fert, ancak başta bulunan birkaç kişiye münhasır olarak kıymet taşır. Kıymet sayılan, toptan kalabalıktır; fakat tek tek değil, topluluk halinde kalabalık. Ferdi esas almayınca böyle bir rejimde hürriyetin manası kalmaz. Nitekim kalmamıştır da.
Sayfa 55 - Hasan Ali Yücel·Kitabı okudu
Özgürlük, özgürlüğü ortadan kaldıracak fikir ve uygulamalarla mücadele etmek zorundadır. Bu görüş, literatürde demokrasinin paradoksu diye bilinen soruna getirilmiş en açık çözümdür. Demokrasi çoğunluğun egemenliği değildir. Zira çoğunluk gönül rızasıyla özgürlüğü tamamen lağvedip, azınlığı esarete mahkum edebilir. Popper'in işaret ettiği gibi, demokrasinin çoğunluğun iradesi şeklinde yorumu irrasyonel bir ideolojinin, otoriter ve rölativist bir batıl inancın, insan gruplarının yanılamayacağı veya hakkaniyete karşı davranamayacağı fikrinin bir ürünüdür ve tabii ki kökten yanlıştır. Demokrasi, çoğunluğun seçtiği nispeten az sayıda insanın geçici bir süre için idareyi demokratik kurumlar çerçevesinde deruhte etmesidir. Demokrasiyle yönetilen toplumların en önemli görevi, demokratik kurumların bekasını koruyacak tedbirleri almak ve bunları gerektikçe yenilemektir. Hiç kimsenin nihai otoriteye sahip olmaması, her bireyin özgürlüğünün garantisidir.
Sayfa 43·Kitabı okudu
O'nun görüşünün adını artık burada koymak istiyorum. Atatürk'ü bilim -hatta yaşam- felsefesi Albert Einstein'dan Jaques Monod'a kadar uzanan yüzyılımızın bir sıra büyük fen bilimcisinin kendine yakıştırdıkları ve bütün zamanların en büyük felsefecisi diye bilinen Sir Karl R. Popper'in tanımladığı şekliyle eleştirel akılcılıktı.
Sayfa 14·Kitabı okudu
Cumhuriyet Halk Partisi'ni kastederek: "Paşam, bu partinin doktrini yok," diyen Yakup Kadri Karaosmanoğlu'na "Elbette yok çocuğum, eğer doktrine gidersek hareketi dondururuz," diye karşılık vermemiş miydi?
Sayfa 12 - Mustafa Kemal Atatürk·Kitabı okudu
Reklam