Ebû Süleyman-ı Dârânî dedi ki: Ümmü Harûn'a: Ölmeği ister misin? diye sordum. O da: İstemem! dedi. Niçin dilemezsin? dedim. O şu cevabı verdi: Eğer bir insana åsi olsam, bir kusurda bulunsam onun yüzünü görmekten kaçınırım. Bu kadar günahla Hak Teâlâ'nın dîdârını ben nasıl dileyeyim?
Ey İlâhî sırları öğrenmek isteyen! Bir kimse 1- İşlerin sonu: Ölüm,
2- Son durağı: Kabir,
3- Kendisine gelecekler: Münker, Nekir,
4-Vâdesi: Kıyâmet,
5- Ebedî kalacağı yer: Cennet veya Cehennem oldu ğunu bilirse, o kişiye ölüm düşüncesinden daha önemli bir düşünce gelmez. O kişi, akıllı ise ona ölüm tedbirinden üs tün tedbir olmaz. Nitekim Resûl (S.A.V.) şöyle buyurmuştur:
- Akıllı olan şu kişidir ki, nefsini zelil kılarak emre uy durur ve ölümünden sonra kalacak işlerde (hazırlıklarda) bulunur.
İşte günlerden bir gün Ela gözlüm,
Yeni bir başlangıçla bitecek ömrümüz.
Amenna ve Saddakna,
Bari hoşça geçse günümüz…
Hangisine tasa edeceğiz, şaştık.
“Ölüm derdi, kalım derdi” derken
Dimyata pirince giden misali,
Yolun ortasına ulaştık…
Ölüm bir hatıra gibidir insanda;
Kâh hatırlanır, kâh unutulur.
Fakat bir gün, bir gün nihayet
Gözle görülür elle tutulur…