Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Sokrates şöyle der: ‘Kim bilebilir, acaba yaşamak mı ölmektir, yoksa ölmek mi yaşamak? Olabilir, biz belki de sahiden ölüyüz; hatta bir defasında bilgelerin şöyle dediğini işitmiştim: Biz şimdi ölüyüz ve bedenimiz bizim mezarımız.’ Bu sözler, Antikçağ düşüncesinde yaşam ile ölümün iç içe olduğuna dair inancı bize hatırlatırken, dünya yaşamını derinden kavramak isteyen zihinler için ölümü de derinden kavramak gerektiğini ima eder.
Bir cinayetin hakkıyla ele alınmaması, hakikatin hakkıyla ortaya konulmaması, ölenin hakkıyla gömülmesine engeldi. Bu, vicdanın ve dolayısıyla toplumsalın çöktüğü andı.
Toplumsal düzeyde uyumculuk ve sessizlik, ‘susmak ortak olmaktır’ değişi geliyor.
Bilinçdışı, bilgi sorununu insan için bir çok açıdan çetrefilli kılmaktadır. İnsan hem bir çok şeyi bilmekte hem de çok şeyi bilmemektedir; Bilmediği bir çok şeyi bilmekte ama bildiğini bilmemekti, bildiğini düşündüğü şeyleri yanlış bilmektedir.