Yemek; zâhiren bir ibadet değildir.Fakat Allah’ı zikrederek yenilen her lokma, ibadetlerde feyz ve huşû hâline vesile olur. Allah’tan gâfil olarak yenilen lokmalar ise, kalbe kasvet, gaflet ve hantallık verir. Allah Resul’ünün manevi terbiyesi altında sahabenin ulaştığı kalbi seviyeyi Abdullah bin Mes’ûd(r.a)’ın şu sözü ne güzel hulâsa etmektedir: “Biz yenilen lokmaların tesbihlerini duyar hâle gelmiştik!” (Buhari,menakıb,25)
Tasavvufu ogrendigim kitap bu kitaptir. Incecik ama o inceligin yaninda mahiyeti agir ve tesirli. Tasavvuf kavl degil hal ilmidir ve bu kitabi okudukca bunu daha da cok idrak ettim.
sayfa sayısının az oluşu iç hazinesinin varlığından şüphe uyandırmasın ilaç gibiydi daha nicelerini okumak dileğiyle
NOT: (Spoiler) içerir.
Kitapta Kübalı yaşlı bir balıkçı olan Santiago’nun tam 84 gün boyunca evine eli boş dönmesine rağmen umutlarına sahip çıkışını ve tecrübelerine olan güveni ile karşılanıyoruz.
Ve 85’inci gün ile uykumuzun en tatlı yerinde, güneş ile birlikte umutlarımız adına, yaşamak adına ve verdiğimiz sözler uğruna kendimizi mavi denizlere bırakıyoruz. Hikâye tam olarak burada başlar diyebiliriz. Kendinizi hikâyenin tam burasında konumlandırabilirsiniz.
Ya teknede her şeyi izleyen bir seyircisinizdir, ya umutlarına sahip çıkan yenilgiyi kabullenmeyen ihtiyar balıkçı ya da inatçı bir kılıçbalığı.
Ben kendimi ihtiyar balıkçı olarak konumlandırdım çünkü ondan öğreneceklerim vardı. Onun gibi hissettiğimde umutlarıma ne olursa olsun sahip çıkmayı öğrendim, zorlu mücadelelerin sonu yenilgi olsa da bende harika kazanımlar bırakabileceğini kavradım.
İhtiyar koskoca denizin ortasında kendiyle konuşarak bizlere sesleniyor, balıkla konuşarak güçlü kalıyor, denizle konuştuğunda umutlanıyor ve geceyle konuştuğunda sorguluyor.
Kitabı bitirdiğinizde elinizden düşürmeyip derin düşüncelere dalabilirsiniz, hatta rafa koyduğunuz vakit yüzünüzde hafif bir gülümseme beliriverir ya da gördüğünüz yaşlı bir balıkçı sizlere Santiago’yu hatırlatabilir. Ben kitabı bitirdiğimde yaşlı balıkçı rolünden sıyrılıp, kendi pes ettiklerimi anımsadım.
Ben olsam 84 gün boyunca talihsizliğime karşı çıkıp güneşin doğuşu ile umutlanabilir miydim? Talihsizliğime son verebilecek güçlü bir balıkla ölümüne mücadele edebilir miydim? Yenilgi gibi görünen zaferler karşısında nasıl sonuçlar çıkartabilirdim? Bu soruları kendime sorduğumda kitabın benim için olan anlamını daha da farklı kıldım. Artık içimde bir yerde yaşlı bir balıkçı vardı. Umutları ile bana insanlık dersi veren, yenilmenin hayatımda