Ne olursa olsun amacımı gerçekleştirmeye kararlıyım.Anlatması zor öyküme on kere,yüz kere baştan başlamak zorunda kalsam,hep aynı çıkmaza varsam bile her seferinde yeni baştan başlayacağım;görüntüleri anlamlı bir bütün haline getiremezsem de her bir görüntüyü olabilecek en büyük sadakatle tek tek kaydedeceğim.Ve bunun yaparken,bizim o büyük dönemimizin ilk temel ilkesinden,günümüzde hala mümkünse eğer,hiç sapmayacağım:Asla hesap kitap yapmayacak,mantıksal nedenlerin beni yanıltmasına izin vermeyeceğim,inancın sözüm ona gerçeklikten hep daha güçlü olduğunu bileceğim.
Fakat gerçekten olmuş ve tescillenmiş bir sürü olayı tutarlı bir biçimde anlatmak bile bu kadar zorsa,benim durumum çok daha zor,çünkü ben olaylara derinden bakmaya kalktığımda her şey kuşkulu bir hale bürünüyor,her şey dağılıp yok oluyor,tıpkı bizim topluluğumuzun,dünyadaki en güçlü şeyin de dağılıp yok olabildiği gibi.Hiçbir dramatik ilke,bir odak,tekerleğin döndüğü bir nokta yok.
Çok değerli,bir daha geri gelmeyecek bir şeyi yitirdiğimizde,bir düşten uyandığımız duygusuna kapılırız.Benim durumumda bu duygu ürkütücü dercede doğru.Çünkü benim mutluluğum düşlerdeki mutlulukla aynı gizden oluşuyordu gerçekten de ;akla gelebilecek her şeyi aynı anda yaşama,iç ve dışın yerlerini kolayca değiştirme,zaman ve mekanı kulis gibi kaydırma özgürlüğünden oluşuyordu.