Selamlar! Sonunda bitti ama içimde neler bitti bir bilseniz... Dostoyevski’nin "Yeraltından Notlar" kitabını kapattığım an, sanki birisi karşıma geçip en saklı düşüncelerimi yüzüme vurmuş gibi hissettim.
Biliyorsunuz, bazen kendimizi dünyaya kapatıp kendi iç sesimizle kavga ederiz ya; işte bu kitap tam olarak o "yeraltının" sesi. Baş karakterimiz öyle biri ki, hem ondan nefret ediyorsunuz hem de her cümlesinde kendinizden bir parça bulup ürperiyorsunuz. Adam resmen "Sevginin bulunmadığı yerde aklı da arama" diyerek kalbimizden vuruyor bizi.
Neden Okumalısınız?
Bu bir roman ama bildiğiniz maceralardan değil; insanın kendi içine yaptığı en karanlık, en dürüst yolculuk. Psikolojik derinliği o kadar fazla ki, altını çizdiğim yerleri görseniz şaşırırsınız. Özellikle şu cümle beni çok düşündürdü:
"İnsan yapıcıdır, yeni yollar açmayı sever... Fakat neden acaba her şeyi kaos haline getirmeye bayılır?"
Gerçekten öyle değil miyiz? Bir yanımız inşa ederken, diğer yanımız neden her şeyi yıkmak ister?
Eğer siz de "Ben kimim, neden böyle hissediyorum?" dediğiniz o derin kuyulardaysanız, bu kitap size yalnız olmadığınızı söyleyecek. Biraz sarsıcı, biraz huzursuz edici ama kesinlikle ufkumuzu iki katına çıkaran cinsten.
Henüz okumayan varsa, listesine hemen eklesin derim. Okuyanlarla ise acilen yorumlarda buluşalım, bu adamın derdi neydi böyle?
Etrafınıza şöyle bir göz gezdiriniz! Gerçek hayat denilen şeyin ne olduğunu, nerede olduğunu bilmiyoruz bile! Kitaplarımızı, hayallerimizi elimizden alsalar öylece ortada kalakalacağız.