Uzun zamandır okumak istediğim ve sonunda okuduğum kitap. İyi ki okumuşum.
George Orwell, bu distopik romanı 2. Dünya Savaşı'nın bitiminden sonra, veremle boğuşurken, 1947-1948 yılları arasında, yeni bir dünya kurarak, diktatörlük ve totaliter sistemin var olduğu bir düzeni anlatmış. Yazar, kitabın ismini, kitabı 1948'de tamamladığı için, 1948'in son iki rakamının yerlerini değiştirerek 1984'ü oluşturmuştur.
Okurken kendinizi, insanların zihinlerini darmadağın edip onları kontrol altına almaya kurulu olan, Cahilliğin güç sayıldığı, yenisöylem adı altında kelime dağarcığınızın azaltılmaya çalışıldığı, herkesin her şeyi sorgulayamadan kabul ettiği, geçmişin sürekli değiştiği bir düzenin içinde buluyorsunuz.
Sizi her yerde izleyen tele ekranlar var. Uykuda ya da uyanık, çalışırken ya da yemek yerken, içeride ya da dışarıda, banyoda ya da yatakta...
Kafanızın içindeki birkaç santimetreküp dışında hiçbir şey sizin degil. Her hareketiniz, söyledikleriniz ve mimikleriniz her an sizi ele verip yakalatabilir. Yakalanırsanız da hiç var olmamış gibi buharlaştırılırsınız.
Kısaca 1984, çoğu kitap gibi, farklı bakış açıları kazandırıyor. Kitabın bu kadar övülmesi boşa değil. Kesinlikle okumalısınız.