Ben bu hayatta en çok öğrenmeyi ve öğretmeyi sevdim..
Sonsuza kadar öğrenci olmaya aday bir öğretmen...
Kitap, çay , çiçek ve çocuk kalbi sever.
Küçük bir anı defteri... Kendime notlar . . .
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Parktaki salıncağın üzerinde gidip gelirken yere kırgınlıklarımızı düşürüyor , tahterevallinin üzerinde geçirdiğimiz saatlerde , daha en baştan olmamış hayatlarımız için hayallerimiz ve asla sahip olamayacaklarımız arasında bir denge kurmaya çalışıyorduk.
Bizim evdi. Babam ölünce anladık ki bizim evdi. Giderek kötüleştiği ama giderek iyileştiği o günlerde babamı sevdik mi ? Sevmedik sanırım. Affetmedik de. Ama bir şeyler oldu.
Ayakkabı vurduğunda ayağının arkasında bir yara açılır, çorap giydiğinde o yara çoraba yapışır ,çorabı çıkarttığında kabuk kopar ve tekrar kanar. İyileşmesi zaman alır. Ayakkabıyı çorapsız giyemezsin , çorapla giysen yine yapışır. Aile yaraları biraz böyledir.
Yürümekten vazgeçemezsin ve attığın her adımda canını acıtmaya devam eder. Yıllarımızı o yarayla geçirmiştik, şimdi sanki o kabuğun kuruduğunu hissediyorduk , hala duruyordu ama yapışmıyordu.
Annemin elini en son ne zaman tuttuğumu hatırlamıyordum. Ne tuhaf , çocukken bırakmaktan ölesiye korktuğun eli , büyüdüğünde tutunca garipsiyordun. İnsan büyüdükçe elini çekiyordu annesinden.