Küçük bebeğimle kitap okumaktan epey uzak kalmıştım. Yeniden tutunmaya çalışacağım buralarda. Şerminciğimi de çok özlemişim yine çok tatlı bir kitap yazmış. Hem güldürdü hem ağlattı beni canım kadın. Ayrıca kitabın hikayesi beni kendi anılarıma aldı götürdü. İşçi olarak tarlada çalıştığım günlere. Üniversiteye gitmeden önce para biriktirmek istediğim için çalıştığım domates tarlalarına gittim geldim. Kokuları duydum , sıcağı üzerimde hissettim, çalışırken akan terleri hatırladım. Tepemizde tarla sahibi ve çavuş denilen birinin bekleyip bizi kontrol ettiği ve eğer beceremezsen bir daha işe çağırmayacağı tarla günlerine. İyi ki hayatıma böyle bir tecrübe katmışım . Ayrıca tarla sahibinin" Nasıl yani sen matematik öğretmeni mi olacaksın sonucun açıklanınca ve burda benim tarlamda mı çalışıyorsun vay bee " diyerek gururlanmasını da hatırladım. Üniversiteye yerleştikten sonra günlüğü 20 liraya çalıştığım tarlanın yerine saati 20 liraya ders vermeye başlamıştım. Okumanın nasıl bir ayrıcalık ve nimet olduğunu yaşayıp gördüm. Gerçi şu zamanlarda öğrencilerimize asla bunu anlatamıyoruz belki de haklılar, hocam okumayanlar sizden iyi kazanıyor diyorlar. Ama mevzu sadece para değil keşke bunu anlasalar. Velhasıl kelam kitabımıza gelirsek okuma aşkıyla yanıp tutuşan bir mevsimlik işçi çocuğu Yüksel'in hem güldüren hem ağlatan hikayesini okuduk. Okula gitmek istemiyorum diye ağlayan , okuldan her fırsatta kaçmak isteyen , hayatta her istediği olmuş evdeki ortamın aynısını okulda da isteyen şımarık öğrencilere okutsak ve keşke bir ders çıkarabilseler.Son yıllarımda eski öğrencilerimi mumla arar olmuştum ve malesef çok sevdiğim mesleğimden soğumaya bile başlamıştım ki oğlumla ara verdim . Bu ara bana da iyi gelecek. Çünkü okumak istemeyen , okula önem vermeyen , saygısız, ağzı