Anonimleştirme, belki de tüm dünyada geçerli tek
yönetim şekliydi; seni kendi kimliğinden soyup kalabalığa, o kalabalığın içinde bir yüzsüzlüğe mahkum ediyordu. Oysa o tekti. Diğer insanlardan daha iyi, daha kötü,
daha çirkin, daha güzel, başarılı ya da başarısız her şey olabilirdi; ama ne olursa olsun farklıydı, benzersizdi.
Düşünceleri, duyguları yalnızca kendisine aitti, kimse alamazdı, çalınamazdı, ruhu onundu. İşte tam da bunu onun elinden çekip almaya çalşıyorlardı. Onun varoluşunu çalmak istiyorlardı, benliğini yok etmek.
Uzak tanıdıklarınızın yüzü net
gelir gözünüzün önüne ama sevdiklerinizin yüzü bir türlü tamamlanamaz. Çünkü gülüşleri, kaş çatışları, yüz ifadeleriyle tanırsınız onları; tek bir sabit resim olarak
değil, binlerce anının toplamı olarak.
Aşk onun çözülemeyecek denkleminde bir bilinmeyendi ve o, bu denklemi çözmek için ne bir çaba sarf ediyor ne de bir merak taşıyordu içinde, sadece görmezden geliyor, varlığını yok sayıyordu.