Merve Uğurlu

Merve Uğurlu
@Mervoza
“Şu anda ölümü bir filozof gibi değil, cahil bir insanın kavgacı zihniyetiyle karşılamaktan çekiniyorum.Böyle insanlar herhangi bir konuyu tartıştıkları ya da itirazda bulundukları zaman, ne hakkında konuştuklarını iyi bilmekten çok, savundukları düşünceleri orada bulunan herkese kabul ettirmeye önem verirler.”
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ruh Hakkında; Her zaman güzel öten kuğular, ölümlerinin yaklaştığını hissettiklerinde, belki de hizmetinde bulundukları Tanrı’nın yanına gideceklerine sevindiklerinden daha çok ve daha güzel ötmeye başlarlar.Ama insanlar ölümden korktukları için kuğulara iftira atarak, üzüntülerinden öttüklerini, yaklaşan ölümleri için ağıt yaktıklarını söylerler. Oysa genel inanıla göre kederlerinden öttğkleri varsayılan bülbül, Kırlangıç ve ibibik gibi kuşlar da dahil olmak üzere, hiçbir kuşun aç olduğunda, üşüdüğünde ya da başka herhangi bir sıkıntı yaşadığında ötmediğini hiç akıllarına getirmezler.
Ruh Hakkında; Her acı ve mutluluk bir çivi gibi ruhu bedene çiviler, onu bedene yapıştırarak maddi özellikler kazanmasını sağlar ve bedenin doğru saydığı şeyleri kendisinin de doğru saymasına neden olur.Bedenin değer yargılarını sahiplenerek onunla aynı şeyleri sevmeye başladığından bedenle aynı alışkanlıklara aynı hayat tarzına sahip olur ve Hades’e hiçbir zaman arınmış halde gidemez.Ruh terk ettiği bedenle kirlenmiştir.”
Ruh Hakkında; Hayattan nasibini alan her şey ölse ve öldükten sonra hiç değişmeden kalarak tekrar hayata dönmeseydi,sonunda her şeyin ölmesi,hiçbir şeyin hayatta kalmaması gerekmez miydi? Canlılar ölülerden değil de başka bir şeyden meydana gelmiş olsa ve ardı ardına ölseydi, her şeyin ölüm içinde yitip yok olmasını ne engelleyebilirdi?
Ruh Hakkında; -Bir şey büyüdüğünde, daha önceki küçük halinden daha büyük bir hale dönüşmüş olması gerekmez mi? -Evet. -Küçüldüğünde de daha önceki büyük halinden daha küçük hale dönüşmez mi? -Evet öyle. -Güçlü zayıftan, hızlı yavaştan meydana gelmez mi? -Şüphesiz. -O halde her şeyin kendi karşıtından doğduğunu yeterince kanıtlamış olduk. ... -Bir yandan “uyumak” diğer yandan “uyanık olmak” varken, uyanık olmak uyumaktan, uyumak da uyanık olmaktan meydana gelir.Bir durumdan diğerine geçişler, yani doğuşlar da “uyanmak” ve “uyuyakalmak” kelimeleriyle ifade edilir.Bu kadarı yeterli mi? -Yeterli. -Hayatla ölüm hakkında da böyle olup olmadığını sen anlat.Hayatı ölümün karşıtı olarak görmüyor musun? -Görüyorum. -Birinin ötekinden doğduğunu da kabul ediyor musun? -Evet. -O halde hayatta olandan ne doğar? -Ölüm. -Ya ölü olandan ne doğar? -Hayatın doğduğunu itiraf etmek zorundayım. -Demek ki canlılar ve hayat ölülerden doğar Kebes. ... Öyleyse ölülerin yaşayanlardan meydana geldiğini kabul ettiğimiz gibi,yaşayanların da ölülerden meydana geldiği konusunda anlaştık.