Merve Uğurlu

Merve Uğurlu
@Mervoza
tıp fak
38 okur puanı
Mayıs 2020 tarihinde katıldı
@Mervoza·
·
sabitlendi
Puan vermedi·200 syf.··
2021 1. kitabı
Atfettiği biz gençlerin halihazırda çoğumuzun bilincinde olduğu problemleri tatmin edici argümanlarla destekleyerek aktarmış olduğunu bilakis bunları çözebilmeye yönelik inovatif bir bakış açısı sunamadığını düşündüğüm kitap. ••• İçinde bulunduğum problemleri, karmaşık duyguları, dağınık düşünceleri bir sistematiğe oturtabilseydim eğer kendi söyleceklerim de bunlardan farklı olmazdı. Ne var ki salt bu beklentiyle sayfalarını çevirmediğim; karşı karşıya kaldığımız problemlere yönelik perspektif kazandırmasını, alternatif üretebilmesini umduğum bu kitap Cemil Meriç’in cümlelerinin aksine kaderimi tayin etmemekle kalmayıp beni bir yığın eleştiri, kaleme alındığı dönemin ( 19. yy sonları ) sosyal yapısı göz önüne alınarak değerlendirildiğinde belki tolere edilebilir olan fakat bir kadın olarak beni ziyadesiyle rahatsız eden cinsiyetçi nefret söylemleri bombardımanına maruz bıraktı. ••• Kaleme alındıktan 32 yıl sonra İbrahim Ethem tarafından dilimize tercüme edilmiş olan ardından Münür Raşit tarafından tekrar masaya yatırılmış; lakin geniş çevrelere ulaşamadan tarihin tozlu sayfalarına karışmış olan bu kitap belki de 2018 yılında yeniden hortlatılmamalıydı...
İrade TerbiyesiJules Payot · Ediz Yayınevi · 201838,4bin okunma
Reklam
“Sanıyorum, her şerefli insanın görevi, insanlara... yani kendisine yakın bulduğu insanlara karşı tamamen açık kalpli olmaktır..”
“Genellikle ilke diye bir şey yoktur, şimdiye kadar bunu anlayamamışsın! Sadece duygular vardır. Her şey onlara bağlıdır.Örneğin, ben; ben duygularımın etkisiyle olumsuz bir doğrultu izliyorum. Her şeyi inkâr etmek hoşuma gidiyor, beynim o şekilde yaratılmış. Hepsi bu işte! Kimya neden hoşuma gidiyor? Sen neden elma seviyorsun? O da duygularının etkisiyle. Bunların hepsi bir. İnsanlar hiçbir zaman daha derine inemezler. Bunu sana herkes söylemez, ben de bunu sana bir daha söylemem.”
“Örnek olarak bugün bizim muhtar Filipp’in evinin yanından geçerken (ne kadar hoş, bembeyaz bir evdir) dedin ki, ne zaman en sonuncu köylünün de böyle bir evi olursa Rusya o zaman mükemmelliğe ulaşmış olacaktır, her birimiz de buna yardım etmek zorundayız... Oysa ben adı Filipp ya da Sidor olsun, uğrunda didinip duracağım ama sonunda bir teşekkürünü bile görmeyeceğim bu en sonuncu köylüden nefret etmeye başladım... Hem onun teşekküründen bana ne? O beyaz bir evde yaşayacak, benim üzerimde ise dulavratotu bitecek, sonra ne olacak?”
“Söyleyin, örneğin müzikten, güzel bir akşamdan, sevimli insanlarla konuşmaktan keyif duyduğumuz zamanlarda bile neden bunların hepsi gerçek mutluluktan, yani sahip olduğumuz mutluluktan ziyade bir tür ölçüsüz, bir yerlerde var olan bir mutluluk üzerine ima olarak görünür bize? Neden? Yoksa siz buna benzer bir şey hissetmiyor musunuz?” ‘Bizim olmadığımız yer iyidir’ atasözünü bilirsiniz.”
Reklam