“Tek kişinin iradesi, kurullar, meclisler, komisyonlar vs. arkasına saklanarak sanki dev bir mekanizma çalışıyormuş görüntüsü veriliyor.
Oysa onların hepsi dekor.Kararlar tek bir kişiden çıkıyor.O tek kişi ise zamanla güç yozlaşmasına uğrayarak Tanrı’nın kendisini dünyayı yönetmek için yarattığına inanmaya başlıyor; doğaya veya topluma egemen olmaya çalışıyor.”
(Söyleşi-Görüşler)
“Bir rejimin kelimenin tam anlamıyla demokrat olabilmesi için, çoğunluğa değil çoğulculuğa dayanması ve erkler ayrımını eksiksiz uygulaması gerekir.”
(Söyleşi-Görüşler)
“ Her diktatörlük, başlangıçta kendi çıkarını toplumun çıkarı gibi göstermeye dikkat eder.Kimseyi ürkütmemeye çalışır.Sonra gücü ve kendine güveni arttıkça dişlerini yavaşça göstermeye başlar.Elbette bu saptama Fransız Devrimi gibi şiddetli altüst oluşlar için değil,sözüm ona ‘demokratik’ yollarla iktidar gelen ‘seçilmiş krallar’ için geçerlidir.”
“Zaten büyük kitleler dünü unutur,yarını ise düşünmez.Sadece anı yaşarlar.Bu “an” ise iktidarların ve medyanın manipülasyonları ile oluştuğu için genellikle yanlış yorumlanır.”
(Söyleşi-Görüşler)