" Bir an kendimizi şöyle bir tablonun içerisine dahil edelim:
' Başımıza zor bir durum gelse bizler bu zorluğu ilk olarak evlerimizdeki hanımlarımız ile mi paylaşırız? Yoksa en son mu onları haberdar ederiz? Ya da biz sorunlarımızı evimizin hanımı ile paylaştığımız da Haticevari bir metanet ile mi karşılarız yoksa ortalığın bir anda büyük bir velveleye dönüştüğüne mi şahit oluruz?
Söylediğimize, söyleyeceğimize bin pişman olup niye söyledim ki diye kendimizi kınamaya mı başlarız ?
Ya da biri bizi elinize sorsa, kaçımızın beyi/hanımı biraz önce Hatice'nin lisanından duyduğumuz o yüce ahlaka dair hususiyetleri sıralar. ' "
" Herkes ara ara şunun muhasebesini yapmak zorundadır:
' Gerçekten ben tanındıkça sevilen biri miyim yoksa tanındıkça nefret edilen biri mi ? Benimle insani ve ticari ilişkiye girenler , aman bir daha Allah onu benim karşıma çıkarmasın, diye zahmet mi okuyor yoksa Hatice gibi; " Ya Rabbi! onu bana daha yakın eyle. " diye dua mı ediyor ?' "