sєcrєt drєαm

sєcrєt drєαm
@Meryembgsk
Öğretmen
Özel eğitim öğretmenliği
13 okur puanı
Ocak 2025 tarihinde katıldı
10/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2025 77. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 26 Şubat 2025 21:07
Bu kitap bana bir yapboz gibi geldi. Başta Osamu Dazai hakkında verilen bilgileri okuduğumda yazarın garip ve çok değişik bir hayat yaşadığını gördüm. Daha sonra önsöz kısmında bahsedilen üç fotoğrafın incelemesini okuyunca kafam daha da karıştı. Yazarımızı daha da merak ettim. Kitaba geçince de bu iki kısımda verilen yaşanan olayların sebebini ve detaylarını gördüm. Böyle olunca başta kısaca verilen olayların nedenini romanın içinde gördüm ve yazarımızı daha iyi bir şekilde anlamaya başladım. Bu kitabı okurken yazarımızın varoluşsal bir sancı içinde yok oluşuna şahit oldum. Kitabın ana karakteri Yozo, hiçbir zaman kendini topluma ait hissedememiş, varlığını maskelerle gizleyerek yaşamış bir adam. Onun için hayat, başkalarının gözünde komik, sevimli ya da kabul edilebilir olmakla şekilleniyor. Kendini olduğundan farklı göstererek hayatta kalmaya çalışıyor. Ama bu sahte yüzler, zamanla gerçek benliğini silikleştiriyor ve bir noktada, kendisi de kim olduğunu bilemez hale geliyor. Bu noktada aslında Yozo’nun hikâyesi, modern insanın trajedisine dönüşüyor. Hepimiz bazen farklı maskeler takmıyor muyuz? Yozo, belki de insanın en gizli korkusunu açığa çıkarıyor: Gerçek benliğimizi göstermekten duyduğumuz derin endişe. Kitap, bireyin toplum içinde var olma mücadelesini psikolojik açıdan oldukça etkileyici bir şekilde işliyor. Yozo, toplumun kurallarına uymak zorunda kalıyor, ama bu kurallar onu daha da yalnızlaştırıyor. Kendi ruhuna yabancılaşırken, alkol ve kadınlarla avunmaya çalışıyor. Bu kaçış yolları aslında onun dibe çöküşünü hızlandırıyor. Bu noktada Dazai, insanın kendisini yok etme eğilimini, depresyonun ve yabancılaşmanın insan psikolojisi üzerindeki kaçınılmaz etkisini gösteriyor. Yozo’nun yaşadıkları sadece geçmişin bir hikâyesi değil, günümüz insanının da
İnsanlığımı YitirirkenOsamu Dazai · Kapra Yayıncılık · 202360,1bin okunma
Reklam
Melankolik gecelere yolculuk
10/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2025 76. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 23 Şubat 2025 21:11
Bazı kitaplar vardır, satırların arasında kaybolmuş hissedersiniz, anlatılanları yaşamış gibi irkilirsiniz. Beyaz Geceler de benim için öyle oldu. Kitap boyunca anlatıcının yalnızlığı, hayal dünyasına kaçışı, gerçek dünyaya adapte olamayışı, karşılıksız sevgisi, belki de hiçbir zaman sevilemeyeceğini düşünmesi o kadar tanıdık ki sanki kendi duygularımla yüzleşiyormuş gibi hissettim. Kitaba döndüğümüzde kısa, öz ve etkileyici bir roman. St. Petersburg'un melankolik atmosferinde geçen 4 geceyi anlatıyor. Ana karakterimiz hayalci ve dünyadan kopuk bir adam. Yalnız, insanlardan uzak durmayı tercih ediyor ama bağ kurmaya da ihtiyaç duyuyor. Tam da bu noktada Nastenka ile karşılaşıyor. Onunla içini dökebileceği, hayallerini paylaşabileceği bir dostluk kuruyor. Romanın bu kısmında heyecanlandım. O an Nastenka'nın kolundaki yalnız adam benmişim gibi hissettim. Ve içimde bir ümit belirdi. Tabii ki de bu dostluk zamanla ana karakterimiz tarafından bir aşka dönüştü. Ama aşk tek taraflı kalıyor. Bu noktada ise kendini kandıran tek kişinin sadece ben olmadığımı, ana karakterimizin de olduğunu anladım. Derinden etkilenmemek mümkün değil çünkü birine kalbinizi açarsınız ama karşılık beklediğiniz duyguyu alamayabilirsiniz. Bu durum, ana karakterimizin yaşadığı hayal kırıklığını ve yalnızlığını daha da derinleştiriyor. Romanımızın diline gelecek olursak, sade ve etkileyici bir kitap. Kısa cümlelerle insanın içine işleyen bir hüzün yaratıyor. Kitabın sonunda anlatıcının yaşadığı gerçeklik, belki de hepimizin hayata dair öğrendiği en acı derslerden biri: Her zaman hayallerimiz gerçeğe dönüşmez. Ama bu, onların hiç güzel olmadığı anlamına gelmez. Bu kitabı, dünyanın gerçeklerinden hayal dünyasına sığınan, yalnızlıkla mücadele eden ve melankoliyi seven herkese öneririm. Harika bir
Duygu ve Düşünce
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Karbon Kitaplar · 2019102,1bin okunma