müzeye dönüştürülen yazar evleri, içeri girer girmez ilham dalgasıyla karşılıyor insanı. örneğin Ziya Gökalp Müzesi ile Cahit Sıtkı Tarancı Müzesi. eski Diyarbakır evlerinin tipik örneklerini teşkil eden dar ve rutubetli odalar, minik ve dar ahşap kapılar, insanın nefesini kesen dik merdivenler ve bu değerli yazarların nefes almak için çıktığını düşünmenin pek de zor olmadığı geniş, ferah avlular...
bir yandan odaların darlığı, karanlık ve sessiz olması insanı karamsarlığa sürüklese de çok değerli olan bu yazarların bir zamanlar bu ortamda ilham sancıları çektikleri, odada volta atarak bir sonraki eserleri üzerinde kafa yordukları hayale gelince insanın içini huzurla dolduruyor.