Okuduğum en etkileyici romanlardan biriydi. Edebiyatı, bilhassa eski türk edebiyatını çok sevmeme rağmen Şems-i Tebrizi ile ilk kez tanıştım. O kadar sevdim ki Şems'i. Tüm mutasavvıflar huzur dolu, her hataya yanlışa rahatsız edici duruma karşı susar durur, hoşgörüyle karşılık verir diye düşünür ve dünyada bu kadar yanlış, sinir bozucu insan varken asla bir sufi gibi düşünemeyeceğimi, davranamayacağımı sanırdım. Ta ki şems'i tanıyana değin. Demek aynı anda hem sufi olup, gönlün aşkla yanarken bir yandan da sana yanlış gelen şeyleri insanların suratına çekinmeden, kırılırlar mı yahut yerimi bozar mıyım diye düşünmeden doğruları söyleyebilen bir sufi de var olmuş. Bu beni çok mutlu etti. Zira bana göre doğruyu ve içinden geçeni söylememek de bir çeşit aldatma ve günahtan ibarettir. Yunus Emre gibi yaradılanı yaradandan ötürü sevebilir mi herkes? Hiç sanmıyorum. İşte bu sebeple Şems'te doğru olduğunu düşündüğüm her şeyi buldum.
Öyle beğendim ki kitabı kelimelere kifayetsiz kaldı. Kesinlikle öneriyorum herkesin okuması gereken ve mutlaka kendinizden bir şeyler bulacağınız bir eser.