Bahar çiçeğe durduğunda, Ağrıdağın çobanları, dört yandan gelirler. Bin yıllık sevda toprağının üstüne otururlar. Tan yeri ışırken kavallarını bellerinden çekip Ağrıdağın öfkesini, sevdasını çalarlar.
Ve gün kavuşurken, beyaz bir kuş gelir.
Yepyeni günler başlayacak. Süt kokulu dünyaya erişeceğim. Genzimi yakan yanmış zeytinyağ kokularından uzak sulh ve hürriyet içinde bir sütlü dünyada kırk iki sene sonra da yeniden doğmuşcasına yaşayacağım.
Ne doğan güne hükmüm geçer, Ne halden anlayan bulunur; Ah aklımdan ölümüm geçer; Sonra bu kuş, bu bahçe, bu nur.Ve gönül Tanrısına der ki: Pervam yok verdiğin elemden; Her mihnet kabulüm, yeter ki Gün eksilmesin penceremden!
Cahit Sıtkı Tarancı