"Hiçbir şeyi şan, şöhret kadar, insanların beni sevmesi kadar sevmiyorsam elimden ne gelir? Ölüm, yaralanmak, ailemi kaybetmek, hiçbir şey beni korkutmuyor. Ne kadar korkunç ve olağandışı görünürse görünsün, bir dakikalık şan, şöhret, insanların beni şenliklerle kutlaması uğruna, insanların beni sevmesi, tanımadığım ve tanışmayacağım insanların beni sevmesi uğruna ; değer verdiğim ve sevdiğim insanları, en çok sevdiğim insanları, babamı kız kardeşimi, karımı şu anda feda edebilirim. "
Prens Andrey savaştan bir gün önce bunları düşünüyor. Ne garip bir motivasyon ne ilginç bir karakter. Savaşın özeti bu belki de . Şan şöhret uğruna feda edilen milyonlarca hayat. #k:181tols Lev Tolstoy
Sabah imparatorların genel karargahında başlayıp sonraki bütün hareketi ivmelendiren yoğun hareket , büyük saat kulelerindeki orta çarkların ilk hareketi gibi olmuştu. Bir çark ağır ağır harekete geçer,bir diğeri, üçüncüsü döner ve çarklar , makaralar , dişliler daha hızlı, daha hızlı döndükçe çanlar çalmaya , figürler görünüp kaybolmaya, akrep ve yelkovan ritmik harekete edip bu devinimin sonucunu göstermeye başlar. Saatlerdeki gibi ordu mekanizmasında da hareket bir kere başladı mı sonuna kadar gitmesinin önüne geçilemez ve mekanizmanın, hareket kendilerine ulaşıncaya kadar hareket etmeyen parçaları da sıraları gelinceye kadar hareket etmezler. Çarklar dişlerini birbirine geçirdikçe ekseninde gıcırdar, hızla dönen makaralar vızıldar ama yanlarındaki çark harektesizliğini yüzyıllarca koruyacakmış gibi sessiz ve hareketsiz kalır.;ama o an gelir , bir manivela onu da yakalar ve çark harekete boyun eğip gıcırtıyla döner, sonucunu ve amacını bilmediği bir hareketin parçası olur.
Yalnız senin gezdiğin bahçede açmaz çiçek ,
Bizim diyarımız da binbir bahârı saklar!
Kolumuzdan tutarak sen istersen bizi çek,
İncinir düz caddede dağda gezen ayaklar.