Meryem Yabalak

10/10
·154 syf.··
Beğendi
·
2020 33. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 12 Kasım 2020 21:29
Benim için Othello'yu geçmese de, çoğu kişi için Shakespeare'in en başarılı tragedyası Macbeth. Shakespeare'in her kitabında olduğu gibi, Macbeth'de de kelime oyunlarına ve ironilere sık sık rastlıyoruz.  Oyunlarına farklı bir canlılık katıyor. Bu da yaklaşık 400 yıl geçmesine rağmen güncelliğini korumasını sağlayan ve benim de en sevdiğim Shakespeare özellliği. Yarattığı karakterler, dil kullanımdaki ustalığı, insanı ve özellikle olayları ele alış biçimi çok başarılı. İnsanoğlunun yükselme hırsını, zalimliğini, içindeki yaşattığı çatışmaları Macbeth çok iyi yansıtıyor. Macbeth'in kral olma yolunda yaptıkları, yani bilinçli olarak kötülüğü seçmesi onu diğer Shakespeare tragedyalarından ayıran bir diğer önemli özellik. Yaptığı kötülüklerden zevk almaz hatta yapar yapmaz pişman olur, kendi içerisinde bir iç savaş başlatır ama yolundan da dönmez. Kitabın başında savaştan bir kahraman olarak dönen, ödüllendirilen Macbeth, kitabın sonunda onursuz, zalim bir adam olarak acımasızca öldürülür.
Edebiyat
MacbethWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202529,5bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
5/10
·276 syf.··
2020 31. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 07 Kasım 2020 20:36
Tarık Tufan'ın okuduğum ilk kitabı. Büyük beklentiyle ele aldığım ama maalesef beklentilerimin karşılığını alamadığım bir kitap. Yazarın hakkını yemek istemem. Oluşturduğu karakterler başarılı. Konusu da fena değil. Ama sadece bu kadar. Kitabın içindeki geçişler o kadar hızlı ve anlamsız ki okurken oldukça sıkıldım. Çok sevdiğim bir arkadaşımın önerisiyle okumaya başlamasaydım, kesinlikle bitiremezdim. Özellikle ilk 100 sayfayı kaç günde okuduğumu hatırlamıyorum. Tarık Tufan sanki çok derin, konusu sadece aşk olmayan bir kitap yazmak istemiş de yazamamış gibi. Çünkü baş karakterin(ismi yok) aşk için yaptığı saçma sapan hareketlerden, kendi içindeki kutuplaşmasına dikkat çekilemediğini düşünüyorum. Belki bu konu üzerinden gitse ve diyaloglarını biraz daha güçlü yazsa çok daha iyi bir kitap ortaya çıkabilirmiş. Tüm bu olumsuzluklara rağmen oluşturduğu karakterleri sevdim. Özellikle Şeyh Baki Semih'e bayıldım. Adamın insana huzur veren bir yanı var. Herkesin hayatında isteyebileceği bir arkadaş kesinlikle. Son olarak şunu söylemeden geçemeyeceğim: Kitabın ismi neden "Şanzelize Düğün Salonu" bunu gerçekten Tarık Tufan'a sormak isterdim. Çünkü kitap ile ismin hiç bağlantısı yok.
Edebiyat
Şanzelize Düğün SalonuTarık Tufan · Doğan Kitap · 20248,6bin okunma
Puan vermedi·148 syf.··
Beğendi
·
2020 29. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 10 Ekim 2020 16:44
Sabahattin Ali'nin ölümünden yıllar sonra, kızı tarafından Nükhet Esen' verilen bir sandık dolusu tamamlanmamış notlardan derlenen bir kitap. Bu yüzden kitabı anlatımı ve dili açısından eleştirmek yanlış olur. Okumak isteyen arkadaşlar, bunun bilinciyle okursa daha faydalı olur diye düşünüyorum. En azından Sabahattin Ali'ye haksızlık etmemiş oluruz. Kitap 4 hikaye, 11 şiir, 9 gazete yazısı, "Kağnı"nın opera hali ve de yazmayı planladığı hikaye ile romanların listesinden oluşuyor. Benim için en dikkat çekici olan, yazarın hikayeleri ve gazete yazıları oldu. Özellikle "Çakıcı'nın İlk Kurşunu'nda ağır bir Abdülhamit ve toplum eleştirisi bulunuyor. Söylediklerininde haksız olduğunu söylersek yanılmış oluruz. Çünkü Sabahattin Ali, o dönemin sorunlarını, en çok sıkıntı ve zorluk yaşayan köylünün gözüyle yazıyor, anlatıyor. Gazete yazılarıysa, yaşadığı dönemin hükümetine ağır ve haklı eleştirilerle dolu. Özellikle milliyetçilik, hürriyet ve kadınlar üzerine yazdıkları tartışılması, konuşulması gereken şeyler. Konuşmalıyız çünkü günümüzde çok fazla bir şey değişmemiş. Hala bazı konularda tabularımızı yıkamıyoruz. Hala bazı konularda aşırı dar bir bakış açısına sahibiz maalesef. Sabahattin Ali, yaşadığı dönem Türkiye'sinde solcu bir yazar olarak bilindi ve bu yüzden de çok ağır eleştirilere ve baskılara maruz kaldı. Özellikle Hüseyin Nihal Atsız, Fuat Köprülü, Falih Rıfkı Atay ve dönemin hükümetine yazdığı gazete yazıları üzerinden eleştirilerde bulunduğu için, ağır tehditlere maruz kaldı. Aziz Nesin ile birlikte çıkardıkları" Marko Paşa" dergisinden sonra, hapse mahkum edildi. Türkiye'de yaşamış birçok yazar ve sanatçımız gibi, o da bu baskılardan kurtulmak için yurtdışına kaçmayı istedi. Ama maalesef kaçamadan vahşice öldürüldü. Hala bir mezarı bulunmayan Sabahattin Ali,
Edebiyat
Çakıcı'nın İlk KurşunuSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 20249,6bin okunma
10/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2020 28. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 09 Ekim 2020 19:04
Oscar Wilde, Dorian Gray'in Portresi ile toplumun ahlaki yapısını bozduğu söylenerek yargılanmış ve bir çok büyük sanatçı gibi maalesef yoksulluk içinde ölmüş bir yazar. Oscar Wilde, kitapta Lord Henry'nin ağzından "Sanatçı güzel şeyler yaratmalıdır ancak onlara kendi yaşantısından hiçbir şey katmamalıdır" dese de, oluşturduğu her karakterlerde ondan bir parça görmek mümkün. Yazar, Dorian Gray'in Portresi için bir ruhun hikayesi demiş. Kesinlikle katıldığım bir söylem. Çünkü kitap boyunca Dorian'nın adım adım ruhunun nasıl değiştiğine tanık oluyoruz. Ruhunun iyi ve masum tarafını Basil Hallword, kötü tarafını!! Lord Henry oluşturuyor. Oscar Wilde, Dorian'nın değişimini gösterirken aynı zamanda toplumun değer yargılarındaki çıkarcılığı, ikiyüzlülüğü, riyakarlığı açık bir şekilde öne çıkarıyor. Toplumun iyi-kötü-ahlak kavramlarını nasıl yorumladıkları, hangi kalıplara soktukları, kitabın yazılmasından bu yana yüzyıl geçmesine rağmen hala benzer söylemlerde olması da dikkat edilmesi gereken bir husus bence.
Edebiyat
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202399bin okunma