“Sen, beni asla, asla tanımayan, bir su
birikintisinin yanından geçercesine yanımdan geçip
giden, bir taşa basarcasına üstüme basan, hep, ama hep yoluna devam eden ve beni sonsuz bir bekleyiş
içerisinde bırakan sen, kimsin ki benim için?”
Bana mağaralar ve karanlık,
Sana papatyadan taçlar ve güneş.
Bana küfürler ve yalan,
Sana güfteler ve şiir.
Bana çivi yatakları,
Sana güzel dudaklar.
Bana tenhalar ve kavga.
Sana istiklal ve dağlar.
Ah! Bu dünyanın seni sevişi.
Nasıl bir yangınsın ulan.
İçim alevler içindeyken,
Gözümün önünde donarak ölen ben”