M.

M.
@Meryvinki
Sen bir şeyleri duy diye değil, bir şeyleri anla diye.
Dikilen giysiler hepimize çok yakıştı. ‘Anlamsız olana’, yeni kavramlar yarattılar. Anlam, yalnızca bir kelimeden ibaret kaldı. Ben seni ‘adlandırdım’
Reklam
“Sen, beni asla, asla tanımayan, bir su birikintisinin yanından geçercesine yanımdan geçip giden, bir taşa basarcasına üstüme basan, hep, ama hep yoluna devam eden ve beni sonsuz bir bekleyiş içerisinde bırakan sen, kimsin ki benim için?”
Bana mağaralar ve karanlık, Sana papatyadan taçlar ve güneş. Bana küfürler ve yalan, Sana güfteler ve şiir. Bana çivi yatakları, Sana güzel dudaklar. Bana tenhalar ve kavga. Sana istiklal ve dağlar. Ah! Bu dünyanın seni sevişi. Nasıl bir yangınsın ulan. İçim alevler içindeyken, Gözümün önünde donarak ölen ben”
Şunu izah edeyim; gerçek anlamda sevgi, diğer insanları da kendimiz kadar sevebilmeyi içerir, kendimizden çok ya da kendi yerimize değil.
Olan biteni anlatanların hikayesine inanmıyorum ben. Bitmeyene inanıyorum Bitmeyecek olanlara. Bitti.
Reklam