Sonra neden sevinçler değil de acılar gidip gidip geçmişten karşılık bulur kendine?Ve neden insan, ne kadar acı geçerse geçsin, çocukluğun okşar durur yaşlandıkça?
Sen oyunlarından çekildin, birbirine küstü çocuklar. Yaşlılar aynaya bakmayı unuttu.
Ben durdum tüm bunların ortasında, boynumda ağır dilsiz bir çan, ölüme dek susmaya yargılı.
Özgürlük bitti. Övünme bitti.
Kalabalık öyle bir korunak ki gizlenmek için duvarlar gerekmiyor.
Yalnız değilsiniz.
Ya da yalnızlardan oluşan kocaman bir örgütün bir üyesi de sizsiniz.
Koro halinde susuluyordu ve yalnızca yüksek sesle konuşanlara inanır olmuştu insanlar. İncelik yalnızlığa dönüşe dönüşe bitmişti. Şiddetinin coğrafyasında elbette gökyüzü bir lükstü ve ancak yağmur yağınca anımsanıyordu.
Gittiği en büyük uzaklık evinden işi olanlara ne aşk, ne özgürlük, ne barış anlatılabilirdi.