Mutluyken de sefilken de kaygılanmak için nedenlerimiz olacaktır, yaşam meşguliyetlerle geçip gidecektir.
Daima dua edip inziva dileyecek, ama asla onu yaşayamayacağız.
En büyük lütuflar kaygıyla doludur ve talih, en iyi olduğu zaman bile güvenilmezdir. Mutluluğu korumak için başka bir mutluluğa ihtiyaç vardır ve duaların yerine gelmesi için de dua edilmeli. Şansla gelen hiçbir şey kalıcı değildir, ne kadar yükseğe çıkılırsa, düşme olasılığı da o kadar artar. İleride bitecek olan şeyler kimseyi mutlu etmez dolayısıyla kazanmak için çok çalıştıkları şeyleri korumak uğruna daha çok çalışmak zorunda olan insanların yaşamının sadece en kısa değil, en kısa sefil yaşam olması kaçınılmazdır. İstediklerine zahmetle kazanır, kazandıklarını da kaygıyla ellerinde tutarlar.
İşte, o en büyük şair nasıl da haykırıyor, âdeta tanrısal ağızdan ilham alarak selam durduğu türküsünü söylüyor:
Zavallı ölümlülerin ömründeki en iyi gün,
İlk kaçıp gidendir!
Kimse yıllarını yerine koyamayacak, kimse sana yıllarını geri vermeyecek. Ömür başladığı yoldan gidecek, ne kendi rotasını değiştirecek ne de dümeni tümüyle eline alacak. Gürültü yapmayacak, hızına dair seni uyarmayacak, sessizce kayıp gidecek, ne bir kralın buyruğuyla ne de halkın beğenisiyle geciktirilecek. İlk günden nasıl yola koyulduysa, öyle devam edecek asla yoldan çıkmayacak, asla gecikmeyecek.
Peki, olan biten nedir? Meşgulsün, yaşam ise acele ediyor, istesen de istemesen de, vakit ayırman gereken ölüm eninde sonunda yanına varacak.