"Düşmüş Melek, zayıf olmak acınacak haldir,
Yapmak ya da acı çekmek-ama şundan emin olmalısın:
İyilik yapmak asla bizim görevimiz olmayacak,
Ama her zaman kötülük yapmaktan zevk alacağız..."
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Ve bir tek ben kurtulup geldim,
sana haber vermeye."[1] Eyub
[1] Eyub'un ailesini ve malını mülkünü nasıl yitirdiğini
anlatan dört habercinin her biri, sözlerini bu cümleyle
bağlar. (Eyub 1:14-19)
Bensiz mi öleceksin sen? Gemileriyle batan sıradan kaptanlar
kadar bile olamadım! Bu onur bile esirgendi benden. Issız bir
yaşamın sonunda ıssız bir ölüm! Şimdi anlıyorum ki, benim tüm
büyüklüğüm acımın büyüklüğünde.
Onlar otuz kişi değil, bir tek kişiydiler. Altlarındaki gemi,
nasıl değişik şeylerden -meşeden, akağaçtan, çamdan, demir
den, ziftten ve kenevirden- yapılmış ve bunların hepsi bir tek
omurganın tuttuğu bir tek tekne meydana getirmiş ise; onların
değişik kişilikleri de -şunun yiğitliği, bunun korkuları, ötekinin
suçları- çeşitli özellikler, bir bütün içinde kaynaşmış; biricik
efendileri, teknelerinin biricik omurgası olan Ahab'ın tutturduğu
o uğursuz amaca yönelmişti.