Geçen hafta başladığım ve bebekti, eşti, işti, kedilerdi diye diye anca bitirebildiğim kitabım Sır ve Gölge.
Bu kitabın benim için şöyle ayrı bir yeri var; yazarı ile kitabı istediğim zaman tartışabilirim. Bunu bilmek hem çok güzel bir şey; beni kitabı daha dikkatli okumaya itti. Hem de kitabı okurken “şurası şöyle olsaymış daha iyi olabilirmiş” düşünceleri yüzünden kendimi hikayeye istediğim kadar veremediğimi hissettim. Gelelim kitaba!
Öncelikle kitap bir aşk, bir aile, bir bilinmezlik veya duygular romanı değil. Hepsinden biraz biraz var içinde. Ana karakterler ve yan karakterlerin hepsinin bakış açısına yer verilmiş. Romanda yaşanan her olayı hepsinin bakış açısından ayrı ayrı okuyoruz. Ben böyle romanları çok severim. Karakter analizlerini çok daha rahat yapabilirim böylece. Üstelik sadece bakış açılarına değil her karakterin geçmişlerine de değinilmiş. Böylece karakterin olaylara verdiği tepkilerin ne yollardan geçilerek verildiğini anlayabiliyoruz.
Kitabın çok kısa özetine değinecek olursak; annesi bir gazetenin sahibi olan Fulya isimli genç kadının sevgilisinin aslında yıllar önce annesinin eski nişanlısı olduğunun öğrenilmesiyle başlyor roman ve sonrasında gelişen olaylar ve karakterlerin geçmişleriyle hesaplaşmaları ve olaylara etkileriyle devam ediyor.
Günlük yaşama ve hayatın kendisine karşı güzel çıkarımlar olan ve bazı yerlerinde kendimden parçalar bulduğum güzel bir romandı.
Sadece olaylar çok hızlı gelişti ve ne olduğunu anlamadan daha yeni gelişen olayları tam sindiremeden kitap bitti. Olayların hızlı akışı o derin karakterlere ve geçmişlerine ayıp olmuş gibi hissettim.
Güzel bir kurgu, derinlemesine işlenmiş güçlü karakterler okumak isteyenlere tavsiyemdir!