Mesut D.

anlayana
“Bir fare bir kediye dikleniyorsa, yakınlarda kaçacak bir delik vardır” Sözün açılımı şöyledir: Bir kişi veya zayıf durumdaki tarafın, normal şartlarda meydan okuyamayacağı, sesini yükseltemeyeceği güçlü birine karşı diklenmesi durumunda; elinde bir kaçış plânı, arkasında bir destek ya da güvendiği bir güç olduğunu anlatır. Yani; görünürdeki o cesaretin arkasında, esasen bir güvence, zor durumda kaldığında da bir “kaçış yolu” mutlaka vardır. İki yıldır siyonist İsrail’in Gazze’deki Müslümanlara karşı başlattığı soykırım sonucunda yüz binlere varan can kaybı, viran olmuş bir koca şehir kaldı. Bu vahşetin mimarı, neredeyse tüm dünyayı karşısına alıp diklenen İsrail’in Başbakanı Benyamin Netanyahu’dur. Siyonist ABD’nin Ortadoğu’daki ileri karakolu olan İsrail’in arkasında ABD yönetimi olmazsa, küçücük bir devlet, tüm dünya devletlerine meydan okuyabilir miydi?.. En modern silahları ABD’den temin etmeseydi gücünü nereden alacaktı? Öyle bir bağlantı kurulmuş ki; ABD’de hangi parti ve lider iktidara gelse, İsrail politikasında değişim olmuyor! 7 Ekim’den hemen sonra İsrail’e koşup desteğini açıklayan ABD Başkanı Bidan’dan sonra gelen Trump, “iyi polis” rolünde güya “ateşkes anlaşması” olmasını sağladı. Yani; başlatan da bitiren de onlar..
Filistin
Reklam
Her şeyi affedin, ama vatana ihanet edeni asla affetmeyin.
"Her şeyi affedin, ama vatana ihanet edeni asla affetmeyin." Hz. Ali’ye ait olan bu söz ise ihanetin cezasız kalmaması gerektiğini vurgulamak içindir. Bir ülkeye zarar vermek isteyen güçlerin en büyük silahı, o ülke içinden satın alıp kullanabileceği hainlerin olmasıdır. İşlerini kolaylaştırır, kaleyi içten fethederler. Bir de özel yetiştirip o ülke içine kendileri için çalışan ajanlar yerleştirirler.. Türkiye’de FETÖ yapılanması, ABD adına ajanlık yapan rahip Brunson, Arap yarımadasında İngiltere adına çalışan ünlü ajan Lawrence gibi.. “Vatana ihanetin telafisi, müebbetin tahliyesi, kahpeliğin bahanesi olmaz” (Muhsin Yazıcıoğlu)
“ölüme mahkûm edilen kadın”
Hz. Süleymân’ın, henüz çocukken, “ölüme mahkûm edilen kadın” hakkında verdiği karar şöyledir: Hz. Dâvûd zamanında, İsrâiloğulları’nın ileri gelenlerinden dört kişi, güzel bir kadına sahip olmak istemiş, ancak kadın onların teklifini kabul etmemişti. Bu iffetli kadından intikam almak isteyen o kötü niyetli adamlar, Hz. Dâvûd’a başvurdular ve o kadının köpekle zina ettiğini ileri sürdüler. O da bu kadını ölüme mahkûm etti. O zamanlar henüz çocuk olan Hz. Süleymân, verdiği kararın doğru olmadığını babasına anlatabilmek için arkadaşlarıyla şöyle bir oyun sahneledi: Dört çocuk, kadın kıyafetine soktukları bir arkadaşlarını yanlarına alıp kadı rolündeki Hz. Süleymân’a geldiler. Tıpkı Hz. Dâvûd’a anlattıkları olaydaki gibi yanlarındaki kadının bir köpekle beraber olduğunu ona söylediler. Bunun üzerine Hz. Süleymân, şikâyetçileri ayrı ayrı huzûruna çağırarak onlara köpeğin rengini sordu. Kimi onun beyaz, kimi siyah, kimi kırmızı, kimi de sarı renkte olduğunu söyledi. Bunun üzerine rol icâbı kadılık yapan Hz. Süleymân, iffetli olan o kadına iftirâ edildiğine karar vererek bu yalancı şikâyetçileri ölüme mahkûm etti. Bu olay, Hz. Dâvûd’a anlatılınca, o da kadını şikâyet eden dört adamı ayrı ayrı huzûruna çağırıp onlara kadının zina ettiğini söyledikleri köpeğin rengini sordu. Her biri ayrı bir renk söyleyince, Hz. Dâvûd eski kararından vazgeçip bu müfterîleri ölüme mahkûm etti. (İbni Asâkir, Târîhu Medîneti Dımaşk (Amrî), XXII, 233.)
Din
Su israfı
Abdest alırken suyu fazlaca kullanan bir sahabîyi gördüğünde Peygamber Efendimiz ‘bu ne israf böyle!’ diyerek müdahale etti. ‘Abdestte de israf olur mu’ diye cevap gelince, ‘Evet, akan bir nehirde abdest alırken bile suyu israf etmeyin’ buyurdular. İsraf, bir şeyi gereksiz ve aşırı tüketmektir, hem Kur’an ayetlerinde hem de Peygamber Efendimiz’in hadis-i şeriflerinde çok çirkin görülmüş ve yasaklanmıştır. Yüce Allah bir ayette “Yeyiniz, içiniz ama israf etmeyiniz. Allah israf edenleri sevmez” (Araf Suresi, 31. ayet) buyurmuştur. İsraf, hem Allah’ın verdiği nimetlere şükürsüzlük, hem de dünyanın çeşitli köşelerinde açlık yüzünden canını kaybeden bir sürü insana da saygısızlıktır. Peygamber Efendimiz’in akan bir nehirden abdest alırken bile suyu israf etmeyin tavsiyesi çok dikkat çekicidir. Normalde, akan bir nehirde suyu ne kadar bol kullanırsanız kullanın azalacak değildir. Ama Efendimiz’in öğretmek istediği, dikkat çekmek istediği bir nokta var burada. O da kişinin kendisini iktisatlı, orta yollu olmaya alıştırmasıdır. Yani daha fazlasını elde etme imkanın olsa bile bir şeyi ihtiyaç duyduğun miktarda kullan. Aslında Efendimiz’in bu tavsiyesinin ne kadar önemli olduğu günümüzde daha bir anlaşılır hale geldi. Dünyadaki her şeyi sınırsız zanneden ve imkanım varsa istediğim kadar tüketirim diyenler, şimdilerde dünyanın kaynaklarının yavaş yavaş tükenmeye doğru gittiğini ve bu açgözlülüğümüzün faturasını ileride ağır ödeyeceğimizi fark etmeye başladılar. Yaşadığı dünyanın kaynaklarını tükete tükete kendi sonunu hazırlayan insanlık, buna bir dur demek istiyorsa Peygamberimizin bu altın değerindeki tavsiyesine kulak vermeli: her zaman gerektiği kadarını tüket, suyun içinde olsan bile suyu israf etme. Unutmayalım ki Allah israf edenleri sevmez.
Alıntı
Dervişin Teselli Koleksiyonu 2Dervişin Teselli Koleksiyonu 2 Başta devlet,dilde himmet,elde fırsat varken. Tut elinden düşmüşlerin sana saadet yâr iken. Kimseye baki değildir mülk-ü devlet, sim ü zer (altın gümüş) Bir harap olmuş gönlü tamir etmektir hüner!..
1000Kitap
Reklam