O zavallı dişi ahmaklar, erkeklerin onlara dayattığı şeyleri neşeyle ve canı gönülden yaparlarsa, erkeklerin bir şekilde mantıklı davranmaya başlayıp onları sevmeye devam edeceklerini sandılar. Ama sevginin öldürülmesine yardım ettiklerini göremediler. Bugün hangi kadın, erkeğin onu bir arkadaşım sever gibi sevebileceğini hayal edebilir? Ama erkekler arasında ya yılan nefretin farkında olan o zamanki kadınlar, güzelliklerinden ve seçme ve reddetme haklarından feragat ederek, hayvanlık sta tüsünü kabul ederek, hararetle onları yatıştırıp memnun etmeyi umuyorlardı.
“Kadınlar ne yaptılar peki?”
“Her zaman yaptıkları şeyi. Erkeklerin, onların hayvan, çirkin ve tamamen itaatkâr olmalarım ve bir yaşına geldiğinde oğullarından ayrılmalarım istediklerine ikna olunca, sınırsız bir bilinçli coşkuyla yeni bir düzen yarattılar. Derileri yüzülene kadar kafalarını kazıdı lar, genç bir Şövalyenin tören cübbesini giyerken duyduğu neşeyle o çirkin üniformalarını giydiler, sağlık sebebiyle yasaklanana kadar ön dişlerini çektiler, yetişkin oğullarını savaşa gönderdikleri için alışkın oldukları bir kahramanlıkla erkek bebeklerinden ayrıldılar.”
Kadınlar daima erkeklerin istedikleri gibi olacaklardı: iradesi olmayan, karakteri ve ruhu olmayan, sadece erkeklerin yansıması olan canlılar.
Bu yüzden, oldukları ya da olabilecekleri şey onların suçu ya da erdemi değildi. Erkekler onların güzel olmalarını isterlerse güzel olacaklardı. Erkekler onların irade ve karakter sahibi gibi görünmelerini isterlerse, böyle bir görünüm sergileyeceklerdi ama bu sadece rol icabı olacaktı. Erkekler onların özgür ve bağımsız, hatta erkeksi görünmelerini isterlerse bunların taklidini yapacaklardı. Ama erkeklerin yapamadıkları, asla başaramadıkları şey ise, bu körü körüne itaate son vermek ve kadınların erkekleri yadsıyarak itaatsizlik etmelerine sebep olmaktı. Bu insan ırkının bir trajedisidir.