"Güya Peygamberimizin türbesini ziyaret etmek amacıyla Yenbu İskelesi'ne çıkmışım ve Hazret-i Peygamber'in şehrine yaklaşmışım. Ancak bir anlık dalgınlık ve şaşkınlık ile bütün tedbir ve düşüncelerim boşa çıktı. Böyle şaşkın ve sersem halde bir kenarda kalakaldım. Güya ben böyle maneviyata yakınım. Bu âlemden ayrılmıştım. Allah ve Resul aşkıyla mest olup, akılsız bir şekilde duruyordum. Birden "Burada ne duruyorsun? Kalk, sana Ravza-yı Mutahhara-ı Fahrü'l-Enbiya'yı ziyaret ettireyim," diyerek bir kişi yanıma geldi. Elbisemin yakasından tutarak beni kaldırdı. Özlemini çektiğim Hazret-i Resul'ün kabrini gösterdiği gibi önüme düşerek Medine'nin içinde ve dışında bulunan diğer mukaddes yerleri ziyaret ettirdi. Bu ziyaretten aldığın manevi zevk ve şevkten dolayı hâlâ öyle bir huşu içerisindeyim ki, ömrümde böyle iç ferahlığı duymamıştım."