Metin Ester

Yorgun
Öyle yorgun, Öyle yorgunum ki… Sorma, gözlerimden anlarsın. Anlarsın niçin uzaklara daldığımı; Niçin insanlardan kaçtığımı, Niçin sarsıldığımı, yıkıldığımı, Anlarsın, sorma. Geçmişin ağırlığı sırtımda kambur, Şu kanayıp duran yüreği gel de durdur, Yaşamak ağır-aksak bir yoldur, Gel de şu yolun adımlarını sürdür. Vakit öyle vakittir ki: İhtiyaçtan ötesin, gereklisin, kesinsin. Tınısına kurban olduğum, Can verdiğim ezgisin. Saçlarının sarısında öyle güzelsin ki, şahesersin. Kaç kıyamettir bekliyorum, tanrı seni bana getirsin! Ey güzelliğiyle Afroditi kıskandıran, deniz kızı! Tut elimi ve aydınlat şu karanlıkta kalmış ıssızı!
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
“Yorulduysan kendine yaslan.”
Gerçek bir yaşam hikayesi olmayan hiç kimseyle sohbet etmekten haz etmiyorum.
Seni düşünürüm
Gün doğanda kuşlar cıvıldar, Rüzgar yürekleri okşar, Eski mahalleleri ekmek kokusu sarar, Okullarda sıralar dolup taşar, Günü akşam etmek için işe koşar yoksullar. Ben seni düşünürüm. İlk ışıklar maviye boyar denizleri, Maviliklerin içinde balık sesleri, Kıyısı dökük bir liman ağlar gemi hasretiyle, Yüreğinden bağlı kayığı bir acı tebessüm sarar. Sen limansın, ben bağlı kayık, Seni düşünürüm. Sen de uyanırsın elbet güneşin doğumunda, Yüzünde Fıtrî nur, Tutarsın bir elinde merhameti Diğerinde atmaya kıyamadığın sevgin, Başlar gün boyu yaşamak sevinçlerin. Sen yaşarsın bir koca günü, doyasıya, Ben oturup yalnızlığımda, seni düşünürüm. yinede severim güneşin doğuşlarını, Aydınlatır ikimizin de karanlığını, Aynı güneşin, aynı anda aydınlattığı yerdeyiz sevgilim! Bu mutluluğu mecnundan da divane, ben bilirim. Essin sabahın rüzgarı, çalsın saçlarının kokusunu, Getirsin bana bıraksın, kurtarsın ruhumu. Sen şimdi bir kahve pişirir içersin, Ben de biçâre, seni düşünürüm.
Vah
Vah ki pusmuşum gecenin ortasında Uslu usul bir yalnızlığa! Karanlık içimiz, Karanlık dışımız, Karanlıkta kalmışız… Ellerim dolaşıyor cebimin tenhalığında, Gecenin uğultusu sağır kulaklarımda. Mahpeyker mi o gözlerimde ışıldayan? Yahut Tanrı mı geceyi sırtlamış olan? Zihnimin girdabında soluklanır binbir sual, Ağaçta yaprak, yerde toprak kadar çokturlar. Fakat cevaplarsa yarin gül yüzü gibidirler, yokturlar. İşte binbir karmaşası, binbir telaşı zihnimin, Bu şiir, yansımasıdır en deli hallerin. Kaçış yok, tutsağıyım kendimin, Öldümse de olsun, yaşıyordum işte daha demin!