Bazı kitaplar sadece okunmaz, hissedilir. "Elmas’ın Kanatları" tam olarak böyle bir eser. Kitabı elime aldığımda sıradan bir biyografi okuyacağımı sanmıştım ama Ece Aytaç beni çocukluğunun o sıcak Ege köylerinden alıp hayatın en zorlu sınavlarına, oradan da küllerinden doğan bir kadının muazzam direnişine ortak etti.
Yazarın samimiyeti o kadar yüksek ki; terzi Yorgo’nun dükkanındaki kumaş kokusunu da, hastane koridorlarındaki o ağır sessizliği de iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Özellikle "engelli bir kadın" olmanın ötesinde, "insan" kalabilmenin ve her şeye rağmen "denizkızı" ruhuyla hayata tutunmanın anlatıldığı bölümler çok ilham verici.