Sana konuşamadıkça, sana anlatamadıkça, beni anlamıyorsun diye gözlerine bakıyorum. O anlarda yüreğimden geçenleri, kelimelere dökülmeyenleri belki bir bakışımda yakalarsın diye umuyorum. Ama olmuyor… Sesim sustukça, gözlerim yoruldukça, içimde taşıdıklarım bana yük oluyor.
Ben seni yormak istemedim, yük etmek istemedim. Belki de en büyük hatam buydu; içimdeki fırtınaları seninle paylaşmamak, seni üzüp incitirim diye kendime saklamak. Oysa bilmeliydim, sevgi sadece güzel günleri paylaşmak değil, yaraları da birbirine emanet edebilmekti.
Sana anlatamadıkça ben eksildim. Seninle suskun kaldığım her gecede biraz daha daraldım. İçimde biriken onca söz, içime sığmaz oldu. Senin gözlerine baktığımda bir kez daha yoruldum, çünkü orada aradığım karşılığı bulamadım.
Belki sen de kendi dünyanda yoruldun, belki bana ulaşmaya çalıştın ama ben duymadım. Belki de gerçekten aramızda sessizlikten bir duvar örüldü, fark etmeden büyüttük. Ama şunu bil: Ben sustuysam, sevgimden sustum. Anlatamadıysam, kıyamadığımdan anlatamadım.
Şimdi kalbimde kocaman bir yorgunluk var. Senin anlayışına muhtaç bir yorgunluk. Belki bir gün kelimelerim sana tam ulaşır, belki bir gün gözlerim anlatmak zorunda kalmaz… Belki o zaman biz, birbirimizi yeniden buluruz.
Sevgiyle ama biraz da kırgınlıkla