Sanki uzun bir yolculuğa çıktım,
Ve ben yanıma hiçbir şey almadım.
Sanki mühim bir işim varmış da
Ben onu yapmayı unutmuşum gibi
Eksikliğini fazlasıyla hissedebiliyorum.
Sanki farkında olmadan bir şeylere veda ettim.
İçimde beni endişelendiren bir burukluk var’
Rahatsız eden kocaman boşluk var. Bilmiyorum belki de gelip geçici bir şeydir.
Ya da ben bu aralar fazla duygusalım.
Anlayamıyorum.
Hasan…
Çektiğin bunca acıyı okumak, yaşamak gibiydi.
Çocukluğun da yaşadıkların bana;
Kendi doğurduğum çocuğun gözümün önünde işkence çekmesini izlemek kadar acı veriyordu..
Seni bağrıma basmak istedim hasan.
Kalbimde ne kadar sevgi varsa hepsini sana adamak istedim.
Parmaklarımı saçlarının arasında gezdirmek’ dudağının kenarında ki izi sevmek istedim.
Islanmayan gözlerinin yaşlarını içine akıttığını biliyorum.
“İyi” kelimesi nasıl olurda senin yanında kötü kalabilirdi.
İncinen gururunu sarıp sarmalayıp’
Kalbinden öpüyorum hasan seni..
"Biz Afganlar hep aşırı hüzünlüyüzdür, değil mi? Bazen gâmkari'ye öyle bir gömülürüz ki, kendimize acımaktan boğulacak gibi oluruz.. Kaybetmeyi, acı çekmeyi yaşamın gerçeği sayar, hatta gerekli görürüz. Sonra da, zendagi migzara, deriz:
Hayat devam ediyor."