Kitaplarla dolup taşan uzun raflara kıskançlıkla baktım. Beni bi hoşnutsuzluk, bir sıkıntı, bir çılgınlık kapladı. Onun bütün kitaplarını tek tek, olabildiğince çabuk okumayı istedim ve buna karar verdim. Bilmiyorum, belki de onun bildiği her şeyi öğrenince, onun dostluğuna layık olacağıma inandım.
Bazen de o kadar canlandırdı ki sessizce sandalyesinden kalkıp kitap dolu rafa kadar gidecek, eline bir kaç kitap alacak ve hatta hangi kitap olursa olsun bir şeyler okuyacak kadar toplardı cesaretini.
Pencerenizdeki perdenin ucunun tam da benim size söylediğim gibi kıvrılıp kınaçiçeği saksısına iliştirildiğini gördüm o sırada pencereden zarif yüzünüzü görür gibi oldum, sanki odanızda bana bakıyor beni düşünüyordun.