Merve

"Kır şu bardağı" diye düşündüm içimden.  "Çünkü simgesel bir hareket bu. Benim kendi içimde bardaktan çok daha önemli şeyleri kırdığımı bunu yapmaktan da mutlu olduğumu anlamaya çalış.  Kendi içinde yürüttüğün savaşımı düşün ve şu bardağı kır.  Analarımızın babalarımızın bize bardaklara ve bedenlere özen göstermeyi öğrettiler. Çocukluk tutkularımızın olanaksız olanın alanına girdiğini, papazları yollarından döndürmemek gerektiğini, insanların mucize gerçekleştiremediklerini ve hiç kimsenin nereye gittiğini bilmeden yola çıkmadığını öğrettiler. Bütün bunlara inat, kır şu bardağı, yalvarırım sana; ve bizi o lanetli önyargılardan, her şeyi açıklama, öte yandan yalnızca başkalarının onayladığı şeyleri yapma saplantısından kurtar. " "Kır şu bardağı" dedim bir kez daha. Gözlerini gözlerime dikti. Sonra elini masanın üstünde ağır ağır kaydırdı bardağa dokundu ve hiç sakınmadan itip düşürdü. 
undefined·Kitabı okudu
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Yasak olan şey.
İnsan, bile bile bardak kırmaz. Bir lokantada ya da kendi evimizde, bardakları masanın kenarına koymayız. Kafamızın içindeki dünya bizi, bir bardağı düşürüp kırmamak için dikkat etmeye zorlar. Bu arada, kaza ile bir bardak kıracak olsak, bunun aslında hiç de önemli olmadığının farkına varırız. Garson "önemli değil" der, ayrıca kırılan bir bardağın hesaba ilave edildiğini şimdiye kadar hiç görmedim. Bardak kırmak, yaşamımızın bir parçasıdır ve bunu için lokantada kendimizi hiç suçlamayız.
"İçimizde bir yerde Tanrı'nın bizi mutlu olmak için yarattığını bilirsek, bizi üzüntüye ve bozguna götüren her şeyin kendi hatamız olduğunu da kabullenmemiz gerekir. İşte bu yüzden, sonunda tanrıyı hep öldürürüz. İster çarmıhta, ister sürgünde, ister yüreğimizin içinde olsun, öldürürüz onu."
Üçüncü kattan düşmek de yüzüncü kattan düşmek kadar hasar bırakırdı. Düşeceksem çok yükseklerden düşmeliydim.
"Sanıyorum ki Tanrı sonsuz bilgeliğiyle cehennemi cennetin içine sakladı. Hep uyanık kalmamız için yaptı bunu. Bağışlanmanın sevincini yaşarken, önümüzde dağ gibi dikilen zorunlulukları unutmamamız için."