Şöyle Bir Gece Düşün...
Şehrin ışıkları tek tek sönmeye başlıyor. Her bir sönen ışıkla birlikte, günün telaşı, kalabalığın gürültüsü de yavaş yavaş çekiliyor. Pencereden dışarı bakıyorsun. Yüksek binaların arasından, sanki gökyüzü de yorgunluğunu üzerindeki bir battaniye gibi atıyor. Görebildiğin tek şey, en yukarıda kalmış tek bir yıldızın titrek ışığı. O, sanki bütün geceye meydan okuyor. Ne fırtınalar, ne kasvetli bulutlar onu yerinden edebilir. O, oradadır.
Kalkıp bir fincan sıcak çikolata yapıyorsun. Bardağın sıcaklığı avuçlarını ısıtırken, içerideki o yoğun, tatlı koku burnuna geliyor. Bu koku, bir an için seni çocukluğuna götürüyor. Dertsiz, tasasız, sadece o anın tadını çıkardığın günlere... Ama o an çok kısa sürüyor. Çünkü sıcak çikolatanın tadı, o anıları canlandırdığı gibi, şu anki boşluğu da hatırlatıyor.
Şimdi bir yudum al ve düşün. Bu sıcak çikolata, sadece bir içecek mi? Yoksa o tek yıldız gibi, tüm karanlığa rağmen içindeki o küçücük umudu simgeleyen bir şey mi?
Kim bilir... Belki de hayat, en tatlı anılarını en acı zamanlarda sunar. Ya da belki de sadece bir fincan sıcak çikolata, hepsi bu.
Kim bilir...