Ersan arda

Ersan arda
@Meyane
I have a dream... Bu da geçer... Lamelif... Ben yarındım, ancak elimden aldınız bugünümü... İnnâ fetahnâ leke fethan mubîna
(7)
Şöyle bir Eylül gecesi düşün: Dış dünya tamamen susmuş. Ne bir araba sesi, ne bir korna. Öyle bir sessizlik ki, sanki dünya nefesini tutmuş seni dinliyor. Gündüzün tüm gürültüsünden arınmış bu havada, artık sadece o incecik sesler duyuluyor. Mesela, uzakta bir yerlerdeki trenin ıslığı. Ya da cama vuran tek bir yağmur damlası. Veya rüzgarın pencere kenarından geçerken çıkardığı hırıltı. Bu sesler, gündüzün telaşında kaybolup giden, hayatın ince detayları. Bu gece, bu sesler sana, aslında ne kadar gürültülü bir dünyada yaşadığını hatırlatıyor. Ve sonra, içerideki sesleri duyuyorsun. Kendi nefesinin sesi. Kalbinin atışı. Bir zamanlar önemsemediğin, hatta unuttuğun anıların fısıltıları. Bu sessizlik, seni kendi içine, en derinlere doğru çekiyor. İşte tam o anda, elini uzatıp bir bardak su alıyorsun. Bardağın sehpanın üzerine konarken çıkardığı o ince tıkırtı, bu derin sessizliği bölüyor. Ve o ses, tüm bu düşüncelerin içinde bir demir atma noktası oluyor. Şimdi bir yudum al ve düşün. Bu gece, sadece dış dünyanın susması mı? Yoksa içindeki sesleri duyabilmen için kendine yarattığın bir fırsat mı? Kim bilir... Belki de o tek bir tıkırtı sesi, ruhunun derinliklerinde unuttuğun bir şarkıyı başlatır. Ya da belki de sadece bir bardak su, hepsi bu. Kim bilir...
Edebiyat
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
(6)
Şöyle bir gece düşün: Dışarıda Eylül'ün o kendine has, serin rüzgarı esiyor. Yazın o boğucu sıcaklığı bitmiş, yerini hüzünlü ama ferahlatıcı bir havaya bırakmış. Pencereden bakıyorsun, sokaktaki ağaçların yaprakları hafifçe sararmaya başlamış. Her şey bir sona doğru gidiyor gibi... Ama bir yandan da bu, yeni bir başlangıcın habercisi. Bu hava, bu hafif karanlık, içinde garip bir şeyler uyandırıyor. Ne tam hüzün ne de tam sevinç. Sadece bir his. Zamanın akışını, her şeyin bir sona ve bir başlangıca doğru gittiğini daha net hissediyorsun. Sanki yazın getirdiği tüm telaş, şimdi yerini bir durulmaya bırakmış. Sen de o durulmanın içindesin. Kalkıp mutfağa gidiyorsun. Sadece bir bardak su alıyorsun. Suyun soğukluğu, geceye eşlik eden serinliğe uyum sağlıyor. O suyu içerken, aslında Eylül'ün sana fısıldadıklarını dinliyorsun. Dökülen yapraklar gibi, bazı şeyleri bırakman gerektiğini. Serinleyen hava gibi, biraz sakinleşmen gerektiğini. Bu gece, her şeyin yavaşladığı, her şeyin kendi kabuğuna çekildiği bir gece. Şimdi o sessizliğe bir kulak ver. Gördüğün sadece bir son mu? Yoksa yeni bir başlangıcın ilk adımı mı? Kim bilir... Belki de Eylül'ün bu gecesi, seni kendine getirecek o küçük dokunuştur. Ya da belki de sadece bir gece, hepsi bu. Kim bilir...
Edebiyat
(5)
Şöyle bir gece düşün: Pencereden dışarı bakıyorsun. Sokak lambaları yorulmuş, artık aydınlatmak için direnecek güçleri kalmamış gibi. Gök simsiyah. Yıldızlar, sanki bu gecenin ağır yükünü taşıyamamış da tek tek düşmüş. Omuzlarında bir ağırlık, boğazında bir yumru hissediyorsun. Ne bir dert, ne de bir sevinç. Sadece varoluşun o anlaşılmaz, o çözümsüz ağırlığı. Yatağında dönüp duruyorsun ama ne bedenine ne de zihnine rahatlık veremiyorsun. Kalkıyorsun. Adımların gecenin sessizliğini bozuyor ama bu sesler sadece sana ait. Kimse duymuyor. Kimse bilmiyor. Mutfakta, bardağı eline alıyorsun. Su dolduruyorsun. O buz gibi soğuk su, elindeki bardağın camını buğulandırıyor. Tıpkı zihnin gibi, her şey bulanık. Bardağı dudaklarına götürüyorsun. Bir yudum alıyorsun. Bu su, ne dertlerini alıp götürecek ne de yarın olacakları sana söyleyecek. Sadece bir bardak su, o anın içinde bir tutam gerçeklik. Ama o soğuk su boğazından aşağı akarken, içindeki o yorgunluk hissi, o ağırlık... İşte o an anlıyorsun. Bu su, sana bir mola veriyor. Belki de bu molada, o bulanık camın ardındaki gerçekleri görmeye başlarsın. O ağırlığın nedenini, o yorgunluğun kökünü... Şimdi bir yudum daha al ve düşün. Bu su, sadece bir bardak su mu? Yoksa durup kendine sorduğun tüm o soruların, tüm o sessizliğin ta kendisi mi? Kim bilir... Belki de o küçük yudum, durup nefes almana ve kendi yolunu bulmana yardımcı olur. Ya da belki de sadece bir bardak su, hepsi bu. Kim bilir...
Edebiyat
Kahramanlar yoktur onlar çizgi film karakteridir. Bizim en son kahramanımız dünyanında en son kahramanı 1938 vefat etti.
Edebiyat