Ersan arda

Ersan arda
@Meyane
I have a dream... Bu da geçer... Lamelif... Ben yarındım, ancak elimden aldınız bugünümü... İnnâ fetahnâ leke fethan mubîna
(4)
Şöyle bir gece düşün: Saatler sanki bir asır, sanki bir dakikaya sığmış. Duvar saatinin tik-tak sesi, bir zamanlar hayatın ritmi gibi gelirdi; şimdi ise sadece gecenin sessizliğini parçalayan bir çığlık. Ne dışarıdan bir ses, ne bir araba farı... Her şey donmuş. Sadece sen ve aklında dönüp duran o bitmeyen monolog. Zihnin, eski bir filmin aynı sahnelerini defalarca oynatan bir projektör gibi. Ne ileri sarabiliyorsun ne de durdurabiliyorsun. Sadece izliyorsun. Ayakların seni mutfağa götürüyor, sanki bir başkası yönetiyormuş gibi. Musluğu açıyorsun. Su bardağa dolarken çıkan o narin ses, bu boşluğun içinde sana ait bir senfoni gibi. Bardağın soğukluğunu avucunda hissediyorsun. O sadece bir bardak su değil, sanki o ana kadar taşıdığın bütün yorgunluğun, bütün yükün ta kendisi. Bir yudum alıyorsun. Su boğazından geçerken, hissettiğin o soğukluk, sadece suyun soğukluğu mu? Yoksa geçmişin tüm o ağır hatıralarının, pişmanlıklarının birikip boğazına düğümlenmesi mi? Belki de bu yudum, o düğümü çözmüyor, aksine onunla barışıp yoluna devam etmen için sana verilen bir işaret. Belki de bu su, tüm o gürültünün içinde bulduğun o minicik, o paha biçilmez anın ta kendisidir. Şimdi bir yudum daha al ve düşün. Bu su, sadece bir bardak su mu? Yoksa bütün soruların, bütün sessizliğin cevabı mı? Kim bilir... Belki de o küçük yudum, seni kendi labirentinden çıkaracak o sihirli anahtardır. Ya da belki de sadece bir bardak su, hepsi bu. Kim bilir...
Edebiyat
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Merhametine muhtacım Allah'ım.
Din
(3)
Şöyle bir geceyi düşün: Telefonun ekranı kapalı, dünyanın gürültüsü senden kilometrelerce uzakta. Tek başına oturuyorsun, etrafında sadece gölgeler ve hafif bir rüzgar sesi. Sanki zaman durmuş, her şey donmuş gibi. Aklında dönüp duran o tanıdık düşünceler, sanki bir film şeridi gibi yavaş yavaş geçiyor. Ne ileri sarabiliyorsun ne de durdurabiliyorsun. Sadece izliyorsun. Kalkıp mutfağa gidiyorsun. Bir bardak alıp musluğu açıyorsun. Su bardağa dolarken çıkan o ince ses, gecenin sessizliğinde bir melodi gibi yankılanıyor. Bardağı avuçlarına alıyorsun, ağırlığı sana bir şeyler fısıldıyor. Bu su, ne dertlerini alıp götürecek ne de yarın olacakları sana söyleyecek. Sadece bir bardak su, o anın içinde bir tutam gerçeklik. Şimdi bir yudum al ve düşün. Bu su boğazından geçerken, hissettiğin o soğukluk, sadece suyun soğukluğu mu? Yoksa durup kendine sorduğun tüm o soruların, tüm o sessizliğin ta kendisi mi? Bu su, belki de o film şeridini durdurup, sadece o anı yaşaman için bir davetiyedir. Kim bilir... Belki de o küçük yudum, durup nefes almana ve kendi yolunu bulmana yardımcı olur. Ya da belki de sadece bir bardak su, hepsi bu. Kim bilir...
Edebiyat
Her saniye sana çıkan bir yol, her anı sana çıkan bir hikaye.
İnsan ve Duygular