Şöyle bir gece düşün:
Sabah, dün akşamdan kalan hayallerle uyanıyorsun. Gözlerin şiş, başın ağrıyor. Elini cebine atıyorsun, boş. Düşünüyorsun, geceyi neyle bitirdin? Bir bardak suyla. Bütün dertlerin döküldü, hepsi suyun içine aktı. Şimdi ne kadar da temizsin.
Ama her şey suyla temizlenmiyor değil mi?
Bazen suyla temizlenen kir, insanı daha kirli yapar. Çünkü o kir, kir olarak kalmaz, sana yapışır. Sen temizlenmeye çalıştıkça, o sana daha çok yapışır. O yüzden bir bardak su içip "iyileşiyorum" diyenlere inanmam. Çünkü o "iyileşme", o "temizlik", aslında bir illüzyon.
Şimdi bir yudum su al ve düşün. Bu suyu içerken ne kadar temizlendin? Ne kadar kirlendin?
Bütün dertlerin suya aktı mı? Yoksa suyun içinde eridi mi?
Bütün sorularına cevap buldun mu? Yoksa daha çok soruyla mı uyandın?
Bu gece, bir bardak suyla, kendine bir şans ver. Belki de bu şans, hayatının en büyük dönüm noktası olur.
Belki de bu gece, o su, senin hayatını değiştirecek...
Ya da belki de sadece bir bardak su.
Kim bilir...