Şüphesiz okuduğum en güçlü kitaplardan biriydi.İngilterenin içinde bulunduğu siyasi çalkantıları tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.Okurken yer yer beni sıktı fakat ana konudan uzaklaşmadan sizi bi yerde hemencecik yakalayıveriyor.Yeniden sizi heyecanlandırıyor ve kendine bağlamayı ustalıkla başarıyor.Kitap, birçok yerde durup beni düşündürdü.Ciddi şaşkınlıklar yaşadım.Çok empati kurdurdu.En çok da ne kadar büyük bir özgürlük alanına sahip olduğumu hissettirdi.
Beni izleyen Büyük Birader'in olmadığı bi hayat..Nasıl da özgürüm, nasıl da kendimim.Şu hayatta insanın en büyük zenginliklerinden biri kendini, düşüncelerini, hislerini ve duygularını doyasıya, kısıtlanmadan ve bol sözcüklerle ballandıra ballandıra anlatabilmesi imiş meğer.
II.Dünya savaşı sonrasının bunalımlı hayatını resmeden kitap, totaliter rejimin insan hayatını nasıl cehenneme çevirebileceğinden bahsediyor.
Eğer parti çalışanı isen hayatta kalabilmenin şartı partinin istediği şekilde düşünmek.Ve ölmenin şartı da yine partinin istediği şekilde düşünmek.
Bu eserde baş kahramanımız Winston'ın, bu sisteme karşı duruşunu, sorgulamalarını ve yaşadıklarını okuyacaksınız.