Başarı, itibar, para,güç..Hemen hemen tüm enerjimizi bunlan nasıl elde edeceğimizi öğrenmeye harcariz. Sevmeyi öğrenmeye ise verecek hiçbir şeyimiz kalmaz.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Zülfü livanelinin okuduğum ilk kitabıydı. Kitabın özeti kısaca şöyledir; İstanbulda gazetecilik yapan İbrahim bir sabah iş yerinde Amerika'da işlenen bir cinayette ölen kişinin yıllardır görüşmediği çocukluk arkadaşı Hüseyin olduğunu öğrenir. Cinayetin içyüzünü öğrenmek için çocukluğunu geçirdiği Mardin'e gider ve Hüseyin'in hayat hikayesini araştırmaya başlar. Bu araştırma sonucunda ise İbrahim artık Hüseyin gibi düşünmekte ve davranmaktadır. Hüseyinin hikayesi ile İbrahimin içine bir huzursuzluk çöker. Yani kitap ismini bu huzursuzluk duygusundan alıyor. Nitekim kitaptaki hikayenin insanın ruhunu sıkan, insanı huzursuz eden bir tarafı da var.
. Ama kitabın ismi alakasız olmamakla birlikte basit bir isim olmuş. Kitap isminin, kitabı okurken hissedilen duyguyla adlandırılması çok basit kalmış. Diğer taraftan son bölümlerde hikayenin gün yüzüne çıktığı sayfaların okunuşu güzeldi. Türkiye sınırında kurulan çadır kentlere yerleştirilen yezidi ailelerin IŞID denen dinsiz ve soysuz gruplar tarafından uğradıkları işkenceler insanı derin bir üzüntüye sürüklüyor. zavallı çocuk yaştaki kızlarında dahil yezidi kadınların ve o coğrafyadaki kadınların yaşadıklarını okuyunca tüylerim diken diken oldu. Kızlardan biri intihar ettiğinde dilinden dökülen son cümle çok derindi. BEN BİR İNSANDIM diyor. Aynı şekilde Amerikada antiislam taraftarı bir dinsizin elimden defalarca bıçaklanarak ölen iyi kalpli Hüseyininde son sözü ben bir insandım oluyor. Yani mekan değişiyor, insanlar değişiyor ama acılar değişmiyor. Karşısındakinin bir insan olduğunu unutan ve binbir türlü işkence yapan insanı acaba hangi musalla taşı temizleyecek. Son olarak gazeteci İbrahimin yezidilerden olan Meleknaza olan tutumu, onunla olmak istemesi biraz basit kaçmış bence. Hüseyinin taklidi olmuş
Ah benim tatlım, ah benim canım!
Seni doğuran zarif kadın ben,
Seni emziren altın saçlı ben,
Eğer senin helak olduğunu
Ve bu dünyadan gittiğini duyarsam
Senin yıkımına ağlayacağım...
Sen bir ananın hislerini pek bilmezsin,
Ya da bir ananın yüreğini.
Hâlâ akıtacak yaş kalmışsa gözlerimde
Babanın yasından arda kalan,
Senin ayrılışın için akıtacağım,
Senin helak olmana akıtacağım.
yaz boyu akacak
Ve kışın bile sıcak sıcak,
Etrafımdaki karları eritinceye kadar
Yer çıplak kalarak çözülecek.
Ve toprak yeniden yeşillenecek,
Ve gözyaşlarım yeşillikler arasından akacak.
Ah zarif oğlum, ah bebeğim Kullervoinen! Kullervoinen Kampa'nın oğlu...