Adam Phillips ile tanışma metnim Kaçırdıklarımız. Ülkemizde çok okunan ve de sevilen inceleme kitaplarından biri. Ancak ben, metne aynı tutkuyla yaklaşamıyorum.
Kitap, gerçekleşmemiş hayatlarımızın gölgesinde yaşadığımız fikrini merkeze alarak, bu kayıp hissinin bizi nasıl şekillendirdiğini inceliyor. Phillips’e göre kaçırdığımız şeyler yalnızca birer kayıp değil; aksine, kim olduğumuzu ve nasıl düşündüğümüzü belirleyen unsurlar. Bu perspektiften bakıldığında, kaçırdıklarımızı içsel dünyamızı anlamlandırmanın bir yolu olarak görebiliriz.
Ancak kitapla ilgili en büyük eleştirim, yazarın üslubu. Phillips’in dili zaman zaman fazla aforizmatik ve belirsiz bir hâl alıyor. Analizleri ilgi çekici olsa da, net çözüm önerileri sunmaktan ziyade okuyucuyu daha fazla soru sormaya yönlendiren bir yapıya sahip. Bu da metinde dağınıklık hissine yol açıyor.
Kaçırdıklarımız, genel olarak hayatın farklı olasılıklarına takılıp kalmadan mevcut olanla nasıl başa çıkabileceğimizi sorgulayan bir eser. Ancak netlik ve yapı açısından zaman zaman zorlayıcı olduğu için, benim okuma deneyimimde beklentilerimi karşılayamayan, oldukça yorucu bir okuma oldu.
Linda Boström Knausgård ile ikinci buluşmam Amerika’ya Hoş Geldiniz. Yazardan daha önce Helios Felaketi’ni okumuş ve çok sevmiştim. Otobiyografik ögeler taşıyan bu roman da aynı şekilde kasvetli ve sarsıcı.
Hikâye, 11 yaşındaki Ellen’in gözünden anlatılıyor. Babasının ölmesi için her gece Tanrı’ya dua eden Ellen, duası kabul olunca kendini suçlu hisseder ve sessizliğe gömülür. Konuşmamaya karar veren Ellen, ailesindeki kırılmaların ve kendi iç dünyasındaki fırtınaların sessiz bir tanığıdır. Annesinin baskın karakteri, babasının yokluğu ve aile içindeki derin çatışmalar, Ellen’in iç dünyasını şekillendirirken biz de onun yaşadığı bu içsel fırtınaları okuyoruz.
Yazardan okuduğum iki kitapta da ebeveyn-çocuk ilişkisi temel alınıyor. Ancak yazar, bu ilişkiyi sevgi dolu ve kucaklayıcı bir çerçevede sunmak yerine, karanlık ve mesafeli yönleriyle ele almayı tercih ediyor. Kolay okunan ama derin yaralar etrafında dolanan bir metin.
Amerika’ya Hoş Geldiniz kitabını sevmiş olsam da, Helios Felaketi favorim. Yazarla ilgilenenlere de öncelikle Helios Felaketi’ni öneririm.
Yaşam, insanlar öyle her istediklerini elde edemedi diye değil, arzular kendilerine hasar vermeye başladığında, istedikleri şey katlanılmaz kayıplara gebe olduğunda trajik bir hal alır.