Kim der ki "Mukadderat sicimi beni bağlamaz"?
Aşkını, kaskını, maskeni taksan bile.... Namluların nazarı değdiği zaman
Azrail'in menzilinde kim sakarlaşmaz?
Kim der ki "Ebediyet kullanışsızdır"?
Üçüncü günündeyken üç günlük dünya
bana belki de sevap kazandırır
çocuklarım var diye sürdürdüğüm vardiya.
Kim der ki "Gençliğimi israf etmedim"?
Kim ne derse desin, ıslık değil parola çığlık. Siperden mezara tepemdedir her daim Yüzbaşı Güz, Albay Ölüm ve General Ayrılık.
Evrendeki tüm boşluklar hazindir.
Sessizliğin epidemik elemi,
yankıdaki avuntuyu gölgeler.
Kulak asma, bırak ne derse desin
podyumu, poligonu ateşe versin
modayı takip eden cansız mankenler.
Demli bir denizde uçuşuyorduk
kanlı mehtap hislerimi sömürdü.
Dün gene yıllar geçti,
mazi, kıyametin kopan kısmıdır
çocuktuk, oy hakkı yok, ah acıklı statü bir cepte kuşüzümü, diğerinde kuştüyü masumiyete gırla azap reva görüldü.
Israr, aczin soyundan; ikna etmek kısırdır. Şanlı mitolojinin tahtına geçti
kapitalist şamata ve muasır magazin
şimdi moda star leşi ve göğe yakın çadır. Acizlerin sürprizi, nişanıdır krizin
iddialı değilsen, hiç yenilmezsin.
Benim bir sırrım var mı?.. İşte bu bir sır.
Dünde mi kaldı cidden yirminci asır?
Sıkı dur geri tepsin delilik taş yürekten
hüznün kaynar asidiyle karışmaktansa, yalnızlık bastırınca, ıstıraba münhasır
yeminler ver mutlaka yastığı ısır.